Dublin
UK vizesi bitmeden Dublin’e gidelim dedik ve Marsel’i ananeye bırakıp yola çıktık. Yola ilk çıktığımızda kendimi biraz duygusal hissettiğim doğrudur fakat uçağa bindikten sonra daha doğrusu uçak yolculuğu boyunca uyuduğum için Dublin’e indikten sonraki ilk görüşmemizle keyfi yerinde olunca o hissiyatım gitti. Dublin denince aklında ne kaldı derseniz barları, kapıları, viskili kahvesi, üniversitesi ( özel bir nedeni var ) ve Guinnes. Dört gün boyunca hava on sekiz on dokuz derece yer yer esintili tam gezme havasıydı. Susmayan martı sesleri ve kararmayan havasıyla güzel zaman geçirdik. Dublin eğlenceli ve keyifli bir şehir. Gitmek isteyenler ve merak edenler için yazıma devam ediyorum.Daha fazlasını oku »Dublin
Londra denince aklınıza ne geliyor benim neden bilmiyorum havası geliyor. Hiç gitmeden yıllar önce “hava gri ve puslu aynı Londra gibi” demiştim Romanya’ya arkadaşlarla gittiğimizde hatta bana gülmüşlerdi nerden biliyorsun diye.
Hiç aklımızda yokken kendimizi bulduğumuz ve iyi ki dediğimiz şehir Tiflis !
Sırbistan’dan sonra rotamız Bosna Hersek!Sınırdan geçer geçmez doğanın değişimine şahit olduk. Yeşilin her tonu ,havası, dağların tepelerine kurulmuş evleriyle bize Doğu Karadeniz’i anımsattı.
Bir yere gittiğimiz zaman olduğumuz kişiyle oradan döndüğümüzde aynada gördüğümüz kişi artık aynı değildir. Yeni bir şehir, insan, dil, bina, yemek, kültür…