İçeriğe geç

Beyaz Şehir

Bir yere gittiğimiz zaman olduğumuz kişiyle oradan döndüğümüzde aynada gördüğümüz kişi artık aynı değildir. Yeni bir şehir, insan, dil, bina, yemek, kültür…

Balkan turu için Mayıs ayının sonlarına doğru biletlerimizi aldık. Bizden başka yaklaşık kır kişi daha bu tura bilet almış. Tüm bu insanlar farklı şehirlerde kendi hayatlarına devam ettiler ta ki İzmir’den Üsküp’e kalkan  24 Eylül tarihli uçakta saat 14.00’da buluşana kadar!

  Sıcak bir İzmir günü bindiğimiz uçak,  yağışlı ve kapalı Üsküp şehrine iniş yaptı. Rehberimizin bizi  karşılamasının ardından rotamızı ilk durağımız olan Sırbistan’ın başkenti Belgrad’a çevirdik. Sınır kapısında bizim dışımızda Sırbistan’a girmeyi bekleyen başka tur otobüsleri de vardı. Gezi boyunca en uzun beklediğimiz sınır burası oldu. Otobüsler dışında otomobiller de vardı. Sınır biraz kalabalıktı. Önce Makedonya’dan çıkmak için pasaport kontrolünden geçerken hemen yanında da Sırbistan’a giriş için pasaport kontrolünden geçtik . Aileler, sevgililer, eşler, kardeşler, çocuklar bir çok insan sırasının gelmesini bekliyordu. Arabalardan birinin sürücü koltuğunda neon gözlükleri  olan tarz bir çocuk çalan şarkıya eliyle ritim tutuyordu, başka bir arabanın sürücü koltuğunda bir kız açık camdan dışarıda duran babasıyla sohbet ediyordu, diğer bir arabanın arka koltuğunda bir anne kabak çekirdeği yiyordu, arabada sıkılan bir çift kucaklarına aldıkları çocuklarını arabanın etrafında gezdiriyordu…İnsanları gözlemlemeyi ve onları tanımayı  hep sevdim çünkü  bana göre her insan  farklı bir hikaye, farklı bir hayat demek.

Yolculuğumuz biraz sabır gerektiren uzun bir yolculuk oldu. Yolculuk sırasında öğrendiklerim ve gördüklerime göre ülke tarım bölgesi ve özellikle yetiştirdikleri ürünlerin başında mısır geliyor. Halk köy hayatını çok seviyor. Köy evlerinin hepsi düzenli bahçelere sahip ayrıca evlerin hemen yanında ya da arkasında insanların tarlaları var. Evlerin çatısı kışları çok kar yağdığı için dik ve evler en fazla iki katlı. Dinleri Ortodoks. Para birimleri Dinar.Ana yemekleri domuz eti olmasına rağmen Tük yemekleri de yiyorlar. Türk rakısı yok fakat etin yanında Erik rakısı içiyorlarmış. Erik rakısı bizim rakıdan baya farklı. Viski renginde sek içilen hatta tadı viskiye benzeyen bir içecek. Bu arada çay kültürleri yok. Sanat ve spor gibi bir çok alanda ise başarılar. Fakat not düşmek gerekirse bizim kızlar (Filenin Sultanları) nasıl yendi ama 😊 helal kızlar gururumuzsunuz.

  Yağmurlu bir akşamda otelimize vardık. Yolculuğu sadece atıştırmalıklarla geçirdiğimiz için tuzlu olmasına rağmen sıcak brokoli çorbamızı içtik ve ardından otellerde hep tavuk çıktığı için ilk tavuğumuzu şnitzel  olarak yedik. Yol ve yemekten sonra yattığımız yeri beğendik ve diğer gün yine yağmurlu bir Belgrad sabahına günaydın dedik. “Beyaz Şehir” anlamına gelen Belgrad, Tuna ve Sava nehirlerinin birleştiği platoda yer alıyor.  Hava yağmurlu olmasına rağmen benim için güzel bir pazartesiydi. Yağmur bu şehre çok yakışmış bunu özelikle Amelie adlı kafeyi gördüğüm o caddede karar verdim. Kalemegdan  yani Kalemeydan Parkı’na gittiğimizde yağmur daha da arttı artık ıslanmayı düşünmeden anın tadını çıkardık zaten  Alkın ile biz ne zaman yeni bir yere gitsek yağmur bizimle olur 😊 Kalemeydanı, tarihi Belgrad Kalesi’nin yanında Osmanlı’dan kalan eserlere ve geniş parklara da ev sahipliği yapıyor.Buradaki parka “şairler parkı” ya da “hatıralar parkı” adı verilmiş.Park hem ünlü şairlerin büstleriyle dolu hem de her önemli günlerinde insanlar burada buluşuyormus. Belgrad Kalesi’ne giriş çıkışı sağlayan kapılardan birinin adı Stambol Kapija yani İstanbul Kapısı. Surlarla çevrili alana bu kapıdan giriliyor. Saat kulesini geçince, karşınıza “Mora Fatihi” olarak bilinen Damat Ali Paşa’nın türbesi çıkıyor. Burada, Sadrazam Sokullu Mehmet Paşa’nın 1578’de yaptırdığı bir de çeşme bulunuyor. Çeşmeyi arkanızda bırakıp biraz daha ilerleyince muhteşem şehir manzarasıyla karşılaşıyorsunuz. Yağmur altında bu eşsiz manzarayı seyredip fotilerimizi çekindikten sonra yağmurdan dolayı rehberimiz bize serbest zaman verdi. Yağmurda yürüyerek önce karşımıza çıkan şu an adını hatırlamadığım Ortodoks kilisesine girdik. İçeride genç kadın, yaşlı adam,  pazar çantalı kadın, çocuklu kadın, genç bir kız ve erkek mum dikerek dua ediyorlardı. Meryem Ana’nın önünde ettiğim dualar kabul olur mu bilmem ama benim bildiğim daha doğrusu inandığım ibadetin yerinin fark etmediği ve eğer kendi dinine saygı duyulmasını istiyorsan başkalarının da dine saygı duymayı bilmek gerektiği.

Kiliseden çıktıktan sonra Cumhuriyet Meydanı’na gittik. Burası Belgrad’ın Taksim Meydanı olarak geçiyormuş. Meydandaki at heykeli de insanların buluşma noktasıymış. Bu heykel at üzerinde Prens Miloš Obrenović’in bir eliyle ileriyi işaret ettiği heykel. Rivayet o ki; Prens, Osmanlı’ya İstanbul’u gösteriyor! Meydandan biraz yürüdükten sonra karşımıza Teraziye Meydanı çıktı. Bu meydandaki en önemli yapı Maksim Gorki, Alfred Hitchcock, Brad Pitt gibi pek çok ünlü ismi ağırlayan Moskva Oteli. Oteli daha yakından görmek için alt geçitten karşıya geçmemiz gerekti. Hiç bir aydınlatmanın olmadığı karanlık geçitte bir evsizin yatıyor olduğunu görmek beni etkiledi. Bu lüks otelde kalan ünlülerin kaldığı odalara isimleri verilmiş tabi içini görmemiz mümkün olmadı. Fakat şunu anladım ki hayat çok fazla zıtlığı barındırıyor. Bu kadar lüks bir otelin sadece birkaç metre ilerisinde bir insan yerde yatıyor. Eşitliğin ve özgürlüğün asla mümkün olmayacağını anladığımda sosyalizme inanmayı bıraktım. Aslında o an insanlığa olan inancımı da bırakmışım.

Yağmurlu bir Belgrad gününden aklımda kalanları, gördüklerimi, gezdiklerimi ve hissettiklerimi bu yazıyla paylaştım. Başka bir zaman diliminde bu şehre yeniden gelip güneşli halini de görmek isterim. Kalabalık caddelerinde yürüyüp kaybolmayı, kafesinde oturup kahvelerimizi içmeyi … Bakalım yolumuz bir gün yine buraya düşecek mi?! düşmesi için totem yaptım ve koleksiyonuma buradan anahtar almadım. Yaşayalım ve görelim 😊

Bir sonraki rotamız Bosna Hersek …  Görüşmek üzere…

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir