İçeriğe geç

Sadece

“ …Bazı anlar anlatılmak için yaşanır, bazıları ise yaşandıkları anı atlatabilmek için…”

Gri havanın hakim olduğu bir gündü. Yağmur damlalarının büyüklüğü ve sıklığı değişiyor ama asla dinmek bilmiyordu. Bulutlar şekilden şekile giriyordu. Öyle ki bir tanesi kocaman bir file benziyor, hortumu gökyüzünde saklanmış olan güneşi arıyordu. Arabanın silecekleri yetişmiyordu. Trafik yine her zaman olduğu gibi felçti. Böyle zamanlarda sigara ve müzik en iyi yol arkadaşıydı. “…bozuk gibi takıldım hep bir anda değişmiyor hiçbir şey zamanla …“ Kornanın sesiyle kendime gelip müziğin volümünü biraz kıstım. Filin hortumu da güneş gibi kaybolmuştu. İçeriye dolan dumanı biraz olsun azaltmak için camı açıp yağmur damlalarının içeri girmesine izin verdim. Günlerdir geçmeyen boğaz ağrım sigarayla kendini yeniden hatırlatmıştı. Ne yol ne yağmur ne de gün bitiyordu. İstediğim sadece evde olmaktı istediğim sadece…

Evde olmanın en güzel yanı istediğim zaman istediğim şekilde sigara içebiliyor olmaktı. Hiç bırakmayı düşündüm mü diye düşünürken bile bunu düşünmenin mantıksız olduğuna karar verdim. Bu hayattaki en mantıklı insanlardan biri olduğum konusunda herkes hem fikir olmuşken hatta buna kedim bile dahilken bugün nasıl mantıksız bir karar vermiştim. Hastalık, sigara ve bira üçlüsünün bana iyi gelmediği kesindi. Yapılacak en güzel şeyin üçlü kanepede uyumak olduğunu düşündüğüm o anda çalan kapının sesi beni kendime getirdi. Aynada yansıyan adama baktım ve dağınık saçlarımı düzelttim.Kapıyı açıp altın kaplama üst iki dişini göstererek gülen kapıcıyla göz göze geldim. Soda şişeleri, birkaç jelatin ve de bolca izmarit dolu poşeti zoraki gülümseyip kendisine teslim ettim ve kısık bir sesle teşekkür ettim. Balkona çıkıp bir sigara daha yaktım. Dumanı camdan dışarı üflerken sokağa vuran ışığın altında vedalaşmakta olan çifti gördüm. Henüz yirmili yaşlardaydılar. Sarılıp öpüştükten sonra kız apartman kapısından içeri girdi. Girmeden önce yüzünde kocaman  gülümsemeyle el salladı. Çocukta karşılık verip elindeki kaskı başına geçirdi. Kapanan kapının ardından bakıp motoruna bindi ve hala yağmakta olan yağmurla birlikte sokakta kayboldu. Yirmili yaşlarımın üzerinden  sanki asırlar geçmişti. Hatta öyle ki otuzlarım ve kırklarım bile uzaktı. Yıllar sonra tesadüfen karşılaştığımız o an sadece “Merhaba. Nasılsın? “ demek yerine bir kahveye çağırabilseydim. Kapı çaldığında karşımda duruyor olabilirdi. İçeri girdiğinde soğuktan üşümüş halde çekingen bakışlarıyla bana bakıyor olabilirdi. Bir bardak su isteyip sadece bir yudum alıp benden konuşmamı bekliyor olabilirdi. Karşılıklı birer sigara içip belki de hiç konuşmadan öpüşüyor olabilirdik. Dışarda yağmur yağarken, biz içeride yirmili yaşlarımıza dönüyor olabilirdik. Susarak konuşmanın tadını çıkarıyor olabilirdik. Olabilirdik olabilirdik olabilirdik… Yine kaçıncı kez saate baktım. Zaman yine aramıza girmişti. Saat onu çeyrek geçmişti ve ben olmasını istediğim hallerimizi hayalimde bile sürdürememiştim. Olması mümkünken verdiğim yanlış bir kararın sonuçlarıyla yüzleşmek istemiyordum. Müziğin sesini açtım ve kendimi üçlü kanepeye bıraktım. “ rüyaya dalsam  hiç mi hiç uyanmasam  arınır mı ruhum  olanlardan …” İstediğim sadece evde olmaktı istediğim sadece…

 

Kişisel Not : Yazı grubunda ilk cümle tetikleyici olarak verildi. Ben de bu şekilde mini bir hikaye yazdım ama her iki paragrafın sonuna da “sadece” yazarak bıraktım. Bu kısımları da siz istediğiniz kelime ya da cümleyle doldurun ve bana yazın lütfen 😊

Kişisel Not 2 : Müzik önerileri Ekin Beril / Zaman  &  Jülide Özçelik/ Zaman

 

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir