İçeriğe geç

Rüzgarlı Şehir Bakı

 Marsel’in ilk bizim de bebekle ilk uçakla yurt dışı deneyimimiz Aralık ayında Bakü’ye oldu.

Hem vizesiz oluşu hem de uçuş süresinin kısa oluşundan dolayı tercih ettiğimiz Bakü’yü genel olarak beğendik. Genel olarak diyorum çünkü aklımızda kalan bir şehir değil o nedenle de muhtemelen gezip görüp sevdiğimiz olarak anılarımızda kalacaktır.
6 Aralık 2024
İzmir Havaalanından Bakü’ye yaklaşık üç saatte AZAL ile uçuşumuzu gerçekleştirdik. Marsel sayesinde bize her yerde öncelik tanıdılar. Bebek arabasını hem gidişte hem dönüşte uçağın kapısında teslim ettik ve hiçbir sorun yaşamadık. Uçakta ekonomi uçmamıza rağmen gidişte öğlen yemeği dönüşte ise saatten dolayı kahvaltı verdiler. Alkollü ve alkolsüz isteğe bağlı içeceklerini de söylemeden edemeyeceğim. Ayrıca hem uçakta hem de şehirde gezerken tüm insanlar (bize mi denk geldi bilmiyorum aşırı sıcakkanlı ve yardımseverlerdi ) İnsanı insan yapan küçük şeylere bile hasret kalmışız. Uçak yolculuğumuz çok güzel geçti inince Bolt çağırıp daha önce kiralamış olduğumuz eve gittik. Azerbaycan para biri Manat ve 1 Manat yaklaşık 21 TL . Bakü’nün pahalı bir şehir olduğunu da şuraya eklemek istiyorum bu yorumumda tabi bizim para birimimizin değersiz olmasından da kaynaklanıyor. Tuttuğumuz evin konumu, temizliği, genişliği, sıcaklığı çok güzeldi fakat çok eski bir apartman olduğundan asansör yoktu dört kat merdiven çıkmak bizi biraz yordu. Eve yerleştikten sonra dışarı çıkıp biraz yürüdük Türkiye ile arasında bir saat fark var ve Bakü daha ileride bu nedenle akşam yemeğini yiyip biraz dolaşıp sabah uyandığından beri şaşkın şaşkın etrafına bakıp bizi hiç yormayan Marselikoyu uyutmak için erkenden eve döndük. Kaldığımız odanın tavanındaki dev aynada kendini gördükçe çığlık atıp mutlu olan bebeği uyutmak biraz ilk gece zor olsa da tatilde olmak güzel.

7 Aralık 2024
Bebekle yapılan planlar tutmazmış. Normalde altı, altı buçuk gibi uyunan Marsel tatilde olunca sekizde uyandı sonra ikinci uykusu falan derken bizim evden çıkmamız öğleni buldu ve soluğu daha önce baktığımız evin yakınında olan yerde aldık “The Table “ . Çalışanları ve mekan sıcaktı. Şehirde zaten her yer süslenmiş Noel esintileri vardı fakat Christmas Market bir sonraki hafta açılacakmış sadece boş kurulmuş küçük ev stantlarını görebildik. Kahvaltımızı yaptıktan sonra içeri şehre doğru yol aldık. Marsel uyku saatlerinde pusetinde uyudu diğer zamanlarda ise ya pusetinde ya da kucağımızda bizimle gezdi. Uyumlu bir gezi ve yol arkadaşı olduğunu söylemeden geçemeyeceğim çünkü O daha anne karnında gezmeye başlamıştı 😊

İçeri şehir Bakü’nün ilk yerleşim yeriymiş ve UNESCO Dünya Kültürel Mirası Listesi’nde yer alıyormuş. Şehir’e sahil tarafından gitmezseniz eğer büyük bir sur kapısından giriliyor zaten tüm şehir surlar içinde kalıyor. Sahil demişken Bakü Hazar Denizi’nin batısında yer aldığı için sahili var ve de rüzgar alan bir şehir bu nedenle Azerice Bakı yani Rüzgarlı Şehir anlamına geliyor. İçeri Şehir’e devam edersek kapıdan girince surların arasında Arnavut kaldırımlı sokaklarda gezme fırsatı buluyorsunuz. Burada bulunan tarihi yapılardan en önemlisi Şirvanşahlar Sarayı. Saray 9. yüzyıl ve 16. yüzyıllar arasında Şirvan Devleti’nin hükümdarlarına ev sahipliği yapmış. Şirvanşahlar Sarayı, 15. yüzyılda Bakü’nün ekonomik ve siyasi öneminin artması sonucunda Şirvanşahlar şahı İbrahim Halilullah’ın döneminde yapılmış. Biz sarayı dışardan gördük ve devam ettik. İçeri şehirde bulunan diğer önemli yapı ise Kız Kulesi. Kule kapalı olduğu için çıkamadık desem de açık olsa bile muhtemel çıkamayacaktık ama dışardan görüntüsü de gayet heybetli ve güzel. İçeri Şehir ’de en merak ettiğim yerlerden bir Minyatür Kitap Müzesiydi. Müzenin girişi ücretsiz olup altmış altı ülkeden kitaplar sergileniyor. Müzenin en küçük kitabı 0,75×0,75 milimetre ebadındaki “Dört Mevsim Çiçekleri” adındaki kitap. 22 sayfalık bu kitabı ancak özel mikroskopla okumak mümkün. Benim diğer dikkatimi çeken kitap ise tabi ki Küçük Prens oldu 😊 içeri şehirde başka hamamlar müzeler oturma yerleri ve otantik hediye dükkanları da var. Biz sokaklarında biraz daha dolaşıp merak ettiğimiz başka bir müzeye gittik. Halı şeklinde tasarlanmış olan Halı Müzesi’nin dışı kadar içi de dikkat çekici. Çok büyük bir giriş katı dışında iki ayrı kattan oluşan müze hem çalışanları hem eserleri hem de tasarımıyla gerçekten çok güzel. Müze de uyanan Marsel’de tüm gezi boyunca bize eşlik etti ve bir müze aşığı olduğunu kanıtladı. Eski halılar, kilimler yöresel kıyafetler ve dokum tezgahlarının yer aldığı müzede gerçekten keyifli vakit geçirdik. Çıkışta Hazar Denizi kıyısından yürüyerek eve doğru yola koyulduk havanın kararması ise meşhur alev kulelerinde beliren alev ışıklarını ve Azerbaycan bayrağı taşıyan insanların canlandırmalarını görmüş olduk. Deniz kenarı parklarla eski ve yeni şehir resimleri ve kaktüs süslemeleriyle çok güzel bir yürüme yolu olmuş. Marsel hem yorulduğu hem de akşam uykusuna geç kaldığı için evin yakınında hızlıca yemek yiyip dört katlı merdivenlerimizden çıktık. Bu arada söylemeden edemeyeceğim şehrin yolları caddeleri çok geniş ve trafik kurallarına uyuyorlar ayrıca bebek arabası kullanması çok kolay her yerde engelli ve bebek için olduğunu belirttikleri geçiş yerleri var. Bu arada hava ne soğuktu ne de rüzgarlı dışarıda çok güzel vakit geçirdik. Genellikle bahar mevsim olarak daha uygun oluyormuş ama düşündüğümüzden daha iyiydi hava bizi üzmedi.

8 Aralık 2024
Marseliko ikinci uykusundan uyanmak bilmeyince bizim kahvaltı yine öğlen yemeğiyle buluştu ve daha önce merak ettiğimiz Entree ye gittik. Ortamı, çalışanları ve harika sandviçleri ile açıkçası bir sonraki günde kahvaltı için durağımız burası oldu. Mutlu mesut kahvaltıdan sonra Bolt ile Haydar Aliyev Kültür Merkezi’ne gittik ve tüm günümüzü burada geçirdik. Mimari yapısı ile baya heybetli gösterişli olan bu binanın içerisinde farklı sergiler konferans salonları oturma yerleri bulunmakta olup keyifli zaman geçirmelik bir yer. Kukla ve anne çocuk sergileri en sevdiklerim olmasının yanı sıra şehrin minyatürlerinin olduğu sergi tüm müzik aletlerinin olduğu sergi de görülmeye değerdi. Bunun yanı sıra eski otomobil sergisi de mevcut olup biz Marsel ile Alkın’ı bekledik. (Marsel o sırada uyudu ) Ailecek sergi ve müze aşığı meraklı bebeğimizle çok keyifli bir gün geçirdik. Oradan çıktığımızda hava kararmıştı heybetli binanın ve önünde bulunan Bakü yazısının da ışınlanmış halini gördük. Akşam yemeğini yakında bulunan bizim yürüyerek gidip çıkışta ise taksiye bindiğimiz kapısının önünde sayısız lüks arabanın bulunduğu Günaydın’da yedik. Gerçekten lezzetli bir İskender ile humus yedik arkasından gelen ikram meyve tabağında mango olmasının anlamını da siz anlandınız 😊 Güzel bir günün sonunda eve dönüş ve klasik rutinler ile Marsel’in uyumasıyla günü bitirdik.

9 Aralık 2024
İlk geldiğimiz gün akşam Nizami caddesini gece görmüştük son günde gündüz gözüyle tekrar dolaştıktan sonra Kitap kafeye gittik. Burası iki katlı hem kitap hem de hediyelik eşyaların satışının yapıldığı, hem de kahve içip sohbet edebileceğiniz küçük bir kafesinin olduğu ayrıca yukarı katta cam kenarlarında ve kitaplarının arasında oturup kitap okuyup çalışabileceğiniz çok hoş ve huzurlu bir yer. Gün içerisinde hava güzel olduğu için dışarıda görmediğimiz yerlerde ara sokaklarda dolaştık akşam da yemek için müze restorana gittik. İki katlı her odasında farklı olan bu otantik yer için önceden rezervasyon yaptırmamakla beraber şanlıyız ki girebildik bize farklı saatlerin olduğu bir odayı verdiler. Her yere ayna koyarak ortamı ferah hale getirmişler. Çalışanlarının hepsi yöresel kıyafetle giymekte olup biz de yöresel birkaç yemeğini yiyerek oradan ayrıldık.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir