Bu şehirde çok fazla kış yaşadım denizin daha çılgınca olduğu zamanları gördüm rüzgarın insanları dahi uçurduğu anlara şahit oldum “hatta öyle ki annem okula giderken evdeki tüm kitap defterleri koyardı çantama “ ama hiç bu kadar belirsizlik içinde havanın boğuculuğu altında evimizin,evimizin içindeki herkesin korku dolu göZlerle birbirlerini teselli ettiğine şahit olmadım…
Ölümü biliyorum çok yakından … Ama ölümü beklemeyi o ana haZırlıklı olmayı bilmiyorum insan buna nasıl hazır olur nasıl hazırlanır emin olamıyorum…çok fazla film dizi izledim fazlasıyla klişe denecek şekilde yoğun bakım sahnesi gördüm ama doğruymuş onlar filmmiş bu yaşadığım ise gerçek hayatın ta kendisi…
İki gün önce annem ağlayarak aradığında aklımda sadece büyükbabamın son söZleri vardı “ seni çok özledim ölmeden görsem başka bişey istemem” ilk defa duydum bu kelimeyi ondan çünkü o her hastalıkla benimle gelmedi ya yenerim ben bunu diye alay eden tam bir savaşçıydı gözümde ve benim kahramanımdı…İki gündür yoğun bakımın önünde bekliyoruz uyutuyorlar ve ne olacağını kimse bilmiyor onu gördüm görmek bana daha da acı verdi başımın dönmesi ve ayaklarımın altından yerin kayması bile bu acıyı geçirmedi…Yine yoğun bakım yazan içerden nasıl bir haber geleceğini bilmediğimiz o kapının önünde bekliyoruz beklemek ne olacağını bilmeden beklemek bu hayatta belki de en zor eylemmiş…
Zaman geçmiyor ve umut hiç bitmiyor…