Bugün kırk birinci gün. İçimde biriktirdiklerimi artık yazabilirim diye düşündüm.İlk kırk gün bebek için çok önemliymiş hep öyle dediler. Çok az insana göre anne içinde bir o kadar önemliymiş “ki öyle” fakat bebek her daim ön planda olduğundan bunu düşünen kişi sayısı pek az oluyor.
Zaten sen önceki senle vedalaşmaya çalışırken bir de farklı cümlelerle seni önemsizleştirip, değersizleştiren insanların sen de bıraktığı kırgınlıkları silmeye çabalıyorsun.
Bebek önemli hele de bu bebeği isteyip dokuz ay boyunca onun sağlıkla dünyaya gelmesini bekleyen bir anne için aksini söylemek mümkün değil fakat teorik ile pratik her zaman doğru orantılı olmuyor. Anne ve bebek denklemi de bunlardan biriymiş. Anlatılanlar, duyduklarım, dinlediklerim, bildiklerim, gördüklerim… Tüm hepsi masal gibiyken geçen kırk gün içinde asıl gerçekleri öğrendim. Anne olmadan önce bir ben ve benim bir hayatım vardı ki onunla vedalaşmam gerektiğini de bu süreçte öğrendim. Bu kadar zor olacağını hiç düşünemedim. Saat farketmezsin ağladığım her an Marsel’den önceki o kadına ağladım aslında. Vedalar hep zor olmuştur benim için hatta çoğu zaman uğurlamak istemem içimden kimseyi fakat şimdi otuz beş yaşıma kadar var olan beni yeni bir kimlikle var etme çabasına yenik düştüm. Pişman olduğum anlar oldu. Karamsarlığa kapıldım. Başaramayacağımı düşündüm. Keşkelerin olduğu cümleler kurdum. Tüm bunlara rağmen kalbimde her geçen gün büyüyecek bir sevginin yeşerdigini farkettim. Kollarımda tuttuğum minik mucizenin var olma sebeplerinden biriydim ve ben buna tutundum her şeyin daha güzel olacağına inandım. Tüm bunlar geçip gidecek hatta unutulacaktı öyle olmasa kimse ikinci çocuğu yapmaz diye düşündüm:) Herkesin annelik tanımı farklı çünkü herkesin yolculuğu farklı. Doğum yaptığım o gün bana mucizevi şekilde annelik yüklenmedi. Eğer cennet anaların ayakların altındaysa bile ben kendimi o annelerden görmüyorum çünkü bana göre dünyanın en mis kokulu çocuğu değil benim oğlum bazen bok kokuyor ve o bok kokusu bana güzel gelmiyor. Saatlerce uyumadığında sinirleniyorum. Çok yorulduğum, uykusuz kaldığım zamanlar oluyor ve o anlarda bazen görmek bile istemiyorum buna rağmen her geçen gün dilini öğrendikçe, bir şeylere tepki verdikçe, bazen bilinçli bazen bilinçsiz güldükçe, aramızdaki eşsiz bağ güçlendikçe kalbimdeki o tomurcuk yeşeriyor, sevgim genişliyor. Ben anne olmayı her gün yavaş yavaş deneyimleyerek,kendimi tanıyarak, hatalarımı farkedip törpüleyerek, çaba sarfederek öğreniyorum. Hiç bir zaman mükemmel bir anne olamam biliyorum ama tek çabam Marsel büyüdüğünde ” mutlu ve huzurlu bir çocukluk geçirdim” cümlesini kurması için olacak. Günün sonunda babalık zor ama annelik deli işiymiş.
Son söz : Marsel seni çok seviyorum sen benim gün ışığımsın ve canım sevgilim iyi ki varsın 💙 sen çok iyi bir babasın.
Kişisel Not : Benden önce anne olmuş tüm arkadaşlarımdan özür dilerim sizi dinlerken anlıyorum sanmıştım aslında sizi hiç anlamamışım.
Kişisel Kişisel Not : Çok fazla fikriniz var biliyorum tavsiye kısmı için teşekkürler ama yargılayan imalı cümlelerinizi yeni annelerin üzerinde çekin sizin büyüttüğünüz çocukların devri bitti.
Kişisel Kişisel Kişisel Not : Hamile ve lohusa kadınlar kendilerine hissettirilen duyguları unutmazlar.