İçeriğe geç

Siyah

Ayşe sabah erkenden siyah elbisesini giyip, çekmeden çıkardığı siyah şalını omuzlarına atmıştı. Masanın başındaki sandalyede öylece oturuyordu. Gözlerinin altındaki morluklar daha da belirginleşmişti.

Mutfak masasında duran küllüğün içindeki izmaritler uykusuz geçen gecenin izleriydi. Geceyi uykusuz geçiren biri daha vardı. Ayşe’nin aksine Cemil pijamaları ile oturuyordu. Önündeki sütsüz tek şekerli kahvesi buz gibi olmuştu. Evdeki sesliği bozan tek şey Cemil’in parmak kenarındaki derileri koparması sırasında ağzından çıkan şapırtıydı. Ayşe’nin telefonun çalması ile Cemil izledikleri filmi durdurmuştu. Ayşe’nin etini koparmışlar gibi çığlık atmasıyla telefonu kapatması aynı anda olmuştu. Cemil’in boynuna sarılarak uzun süre abilerinin ölüm haberine ağlamıştı. Cemil elini istemsiz ağzına götürmüştü. Haberi duyduğu ilk andan beri yaptığı tek şey belki de buydu. Ağlamamıştı. Onlar günün birinde eve gelip kapının yanında bavulları görene kadar annesiz ve babasız büyüyen üç çocuktu. Sonrasında hayatı sadece Ayşe olmuştu. Ayşe abisi ile arada konuşuyordu ama Cemil onu asla affedemiyordu. Konu ne zaman açılsa ölse affetmem der konuyu kapatırdı. Ölmüştü. Affetmemişti.
Ayşe çalan telefonunu cevapladı. Kısa kelimelerle konuşup, kapattı. Son bir umutla Cemil’in yanına geldi. “Mezarlığa gidiyorum. Gün gelir bir gün pişman olursan geri dönüşü yok ölüm karşısında hepimiz biçareyiz.” Ayşe bir süre ayakta bekledi ama Cemil yüzüne bile bakmadı. Ayşe kapının arkasında asılı montunu aldı, üzerine geçirdi. En ufak esintide uçacak bir dal misali ağır adımlarla merdivenlerden indi.
Ayşe herkes gittikten sonra tuttuğu tüm gözyaşlarını hıçkırarak toprağın üzerine boşaltı. Annesi, babası ve abisi hepsi yan yana yatıyorlardı. Dayanacak kimsesi yoktu. Abisi gittiğinde kendisi de üzülmüştü ama Cemil kadar kin tutmamıştı. Abisi artık kendine farklı bir şehirde yeni bir hayat kurmak istemişti. Haksız sayılmazdı. Gitmek sevmemek değildi. Aramıştı, sormuştu her ay para göndermişti. Cemil paraya elini sürmemiş, telefonlara cevap vermemişti. Yok saymış hatta ölmeden mezara koymuştu. Şimdi de bu acı gününde kendisini yalnız bırakmıştı. Ayşe artık ayakta duracak gücü kendinde bulamıyordu. Başı dönüyordu. Kendini abisinin toprağının üzerine doğru bıraktı. Başındaki siyah şal toprağa düştü. Yarı baygın bir haldeydi. Kalkmak için doğrulduğu sırada biri belinden kavradı. Ayşe kafasını çevirdi, gülümsedi. Ayşe’yi tutan Cemil’di.

Kişisel Not : 05.11 tarihindeki dersin konusunu hoca verdi. Ayşe ve Cemil karakterlerinin bir yakını vefat ediyor bununla başlayın ve Cemil’in mezarın başında Ayşe’nin yanında oluşuyla bitirin deyince böyle bir öykü oldu. iyi okumalar…

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir