
On iki yıl önce bugün memlekete yağmur yağmıştı hatırlıyorum. Hatırladığım daha çok fazla şey var o güne dair ama ben bugün burada o günü yazmıycam. O gün çok fazla kişinin hayatı değişti ben dahil olmak üzere ama ben o gün öğrendim ki ölüm bir ayrılık değil. Hani şiirinde diyor ya “iyi ki geçtin dünyadan, sahi ya doğmasaydın” diye Nazım işte ben de öyle düşünüyorum.
Asıl çok fazla kişinin hayatının değiştiği nokta senin doğdun gün ve benim de seni tanıdığım o sekiz yaşım. İyi ki doğdun ve öyle güzel gülüyordun ki en çok gülüşünü hatırlıyorum, içimi sıcacık yapan beni sarıp sarmalayan o gülüşünü. Sonra mimiklerini hep hatırlıyorum. Yaşadığım olaylar karşısında bazen sana anlattığımı hayal ediyorum ve deli diyeceksin (normal olduğumu zaten hiç söylemedin) biliyorum ama fiziksel olarak yanımda olsan aynı mimikleri yüzünde göreceğimi düşünüp kendi kendime gülüyorum. Bu bana çok iyi geliyor çünkü beni hissettiğine inanıyorum. Hatta bu his bana güç veriyor. Sen çok güçlüsün demiştin ya bana zamanın bir yerinde işte bu zamana döndüğümde düşünüyorum da güçlü olan senmişsin ben ise senin varlığından güç alıyormuşum. Sen benim hep yanımdaydın. Beni seviyordun. Beni tanıyordun. Beni biliyordun. Birine kendini anlatmak, açıklamak o kadar yorucu ki hele bu zamanda ama ben neyi neden yaptığımı sana hiç anlatmak zorunda kalmıyordum. Hatta öyle ki bazen hiç anlatmadan sen zaten biliyor oluyordun. Yıllar sonra bunu itiraf etmeliyim ki ben hala anlatmadan anlaşılmayı bekliyorum çünkü öyle zamanlar geliyor ki biri sadece sarılsın istiyorum. Anlasın ve sarılsın. Anlatınca herkes bir şekilde anlıyor zaten bu yüzden ben en çok sarılmanı özlüyorum.
Bugün burada güneş var. Denize tutunan memleketimizde değilim ama yine denizi olan bir şehirdeyim. Denize güneşin ışınları vurmuş gökyüzü aydınlık. İnsanlar sahil kenarında yürüyor. Kimi oturmuş plastik sandalyede çayını yudumluyor. Köpeklerden biri kumsaldaki diğer köpeğe havlıyor. Başka bir masada kadınlar okey oynuyor. Martılar denizin üzerinde süzülüyor. Bir çocuk annesinin elini bırakıp koşuyor. Denizin dalgaları kıyıya vururken güneş ağır ağır batmaya devam ediyor. Gün bitiyor. Hayat böyle akıyor. Zaman geçiyor eskisinden daha hızlı. Geçen bu zamanlarda bir yandan anılara tutunurken diğer yandan anılar biriktiriyorum. Zeki Müren’in de dediği gibi elbet bir gün buluşacağız. O gün sana damgasız ve pulsuz yazdığım mektuplardan daha çok anlatacaklarım olacak.
İyi ki vardın. İyi ki o en parlak yıldızdasın.
Seni çok seviyorum canım kardeşim.