İçeriğe geç

Kalbim Ege’de Kaldı

 

 

 

 

 

 

 

 

Bir bahar akşamı ölmeden yaşamak istiyorum dediğim şehirde dilek feneri gökyüzüne doğru yükselirken aklımdan kalbimden geçen ve dudaklarımdan çıkan cümle hep aynıydı “İzmir’de bu şehirde yaşamak istiyorum”…

Eğer söylenmezse dilekler gerçek olurmuş o zaman hiç şansım yok çünkü tüm Kordon öğrendi dileğimi..Fakat ben bu inanca körü körüne tutunmuyorum aksine çok istediğin şeyin olması için çabalamanın dillendirmenin ve asla umudun kaybolmaması gerektiğini savunuyorum…Ve benim hala umudum var bir gün tüm eşyalarımı bir valize sığdırıp şairini asla unutmak istemeyen şiir gibi olan o şehre Canım İzmir’e geri dönmemek üzere gideceğim…Ama şuan konumuz bu değil…
Eğer karşınızdaki insanı tek kelimeyle tanımlamanız istense bu hangi kelime olurdu sorusuna insanların benim için söyleyeceği yukarı aşağı çoğu kelimeyi tahmin edebilirim ama “zor” kelimesi bunlardan biri asla olmazdı…çünkü ben hissettiklerini duygularını dışa vuran asla saklayamayan biriyim hatta öyle ki karşımdaki insan benim O’nunla ilgili ne hissettiğimi ses tonumdan mimiklerimden bakışımdan anlar çünkü rol yapamam saklayamam…(keşke aksi mümkün olsa)beni tanımak beni anlamak kolaydır diye düşünürüm hep…Ama açıklamayı duyunca hak verdim kendime sakladığım bir yanım var aslında dışa vurmadığım ve belki de O kişi olmak istemediğimden bir hücre gibi çeperim var yıkmasına izin vermediğim insanlara karşı kendimi koruma kalkanım…O yüzden haklılık payı olduğuna ikna ettim kendimi ya da ikna oldum diyelim…
Peki ben nasıl tanımlardım kendisini bu kolay aynı zamanda zordu benim için hala öyle aslında çünkü bazı insanları tanımlarken aynı anda hem bir çok kelime gelir aklınıza seçemezsiniz hem de tek kelime gelmez düşünür durursunuz …huzur güven aitlik koruma baskı yardımsever anlayış sabit özgür neşe gibi … ya da aslında bunların dışında bildiğim ama henüz somut hale dökemediğim bir kelime ama elbet bulacağım…
Ve hep savunduğum ya da doğruluğuna inandığım bir şey var bir insanı tanımlamak için tanımak tanımak için de yaralarını dolduramadığı boşlukları kısaca hayat hikayelerini bilmek gerekir…Hikaye anlatmasını çok sevmem ama dinlemeyi severim belki kim bilir bir gün içimdeki sese kulak verir yazmak yerine bende anlatabilirim …

Güzel bir bahar akşamıydı çok sevdiğim şehirde sevdiklerimle ve sevebilirim dediklerimle birlikte ve ben her geri döndüğümde söylediğim gibi bugün yine bu şehirde aynı cümleyi kuruyorum
“Kalbim Ege’de kaldı…”

Not: bu bir teşekkür yazısı sayılır tüm yazılarımı okuyan kişiye dair …

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir