Yıllardır hayalini kurduğum yerle ilgili yazı yazmanın yeri başka çünkü gidene kadar neler yaşayacağını neler olacağını ne hissedeceğini düşündüğün şeylerden geriye sadece anılar kalıyor. Aslında her hayal için bu böyledir; bir şeyi yaşamadan önce hissettiklerin her zaman yaşadığın andan ve sonrasından daha heyecanlı ve kalıcıdır.
Kapadokya’yı benim için özel yapan oranın mistik havasının yanı sıra ergen dönemimde izlemiş olduğum “Asmalı Konak” dizisinden etkilenmiş olmam. Hatta öyle ki bu şehre yıllardır gelmemiş olmam ise çok az insanın bildiği gibi hayatımı birleştirip bana yol arkadaşı olacak kişiyle gelmek istememden kaynaklanıyordu. Kendimce öyle bir totem yapmıştım ve bunun sonucundan mutluyum….
Eskişehir’den sabah altıda yola çıkıp öğlen Göreme’ye vardığımızda çığlık attığım için en yakın yerde arabayı durdurup, ağzım kulaklarımda bir süre manzaranın tadını çıkardık. Doğa gerçekten en iyi sanatçı…Rüzgâr, yağmur, sel suları ve tüflerin beraber çalışıp ortaya çıkardı bu eserler karşısında insanın büyülenmemesi mümkün değil…
Hava olarak mükemmel bir zamanda gittiğimizi söylemem gerek. Ekim ayı olmasına rağmen gündüzleri yeterince sıcaktı akşamları ise tabi ki iç Anadolu soğuğu kaçınılmazdı…O yüzden gitmek isteyenler için sonbahar ve ilkbahar bence ideal mevsimler ama mutlaka yanınıza hem ince hem kalın giysiler almanızda fayda var ve de bol bol yürüyeceğiniz için rahat ayakkabı! Rezervasyonu ise önceden yaptırmayı unutmayın çünkü her mevsim doluluk oranı yüksek ve bundan dolayı biz son anda rezervasyon yaptırdığımız için iki farklı butik otelde konakladık. Birinin teras manzarası diğerinin bahçesine bayıldık ama hizmet olarak ikisi de kesinlikle mükemmeldi…


Üç gün iki gecelik kısa gezimizde Göreme, Ürgüp, Avanos, Ortahisar, Uçhisar olmak üzere tüm Kapadokya’yı gezdik…Bu gezi de olmazsa olmazlarından biri de kesinlikle müze kartı! Mutlaka bir müze kartı edinin başka hiçbir yerde kullanmazsanız bile Kapadokya’da iyi ki var diyeceksiniz çünkü tüm müze ve vadi girişlerinin ücretleri çok pahalı hem de kendi ülkemizi bile gezemiyoruz diye isyan ettirecek şekilde ☹

Göreme Açık Hava Müzesi, Unesco Dünya Mirası listesine girmiş, her kaya bloğunun oyularak ibadet, yaşam ve öğreti alanlarına dönüştürüldüğü, her alanında kutsallığın sanatla birleştiği bir vadi. Tüm gezi boyunca aklımda hep aynı düşünce vardı “hissederek dokunduğumuz yerlerde neler yaşandı keşke saniyelik olsa bile bilebilsek…”çünkü insan burada zamanında yaşayan insanları düşündükçe hayret ediyor ve o anları hayal edip hayal gücünün sınırına vardıkça hayret ediyor…

Bağlıdere Vadisi, aslında herkes tarafından aşıklar vadisi olarak biliniyor. Buradan güneş doğarken balonlar kalkıyor ve ayrıca bu vadide evlenme teklifleri ediliyor. Aslında birbirine düşman olan iki köyün gençleri birbirini sevmesine rağmen mutlu olamadıkları için sonunda biri ölüp diğeri de intihar edince adını bu hikâyeden aldığına dair hüzünlü bir hikayesi varmış…

Eğer olaylar planlara göre ilerleyip ana göre yaşamasaydık Alkın benim Kapadokya hayalimi bildiği için burada evlenme teklifi edecekmiş ama olsun biz de başkasının evlenme teklifine konup anın tadını çıkardık.

Uçhisar Kalesi, bölgenin en yüksek yerinde konumlanan peribacasıdır aslında. Kale denince akla gelen yapılardan oldukça farklıdır. Biraz merdiven çıkıp en tepesine çıkıldığında ise manzarası oldukça şahane özellikle de burada günü batırmak efsane…

Günbatımı demişken gün batımının en güzel izlendiği yerlerden biri de Kızıl Çukur Vadi,
burası Ürgüp ile Ortahisar arasında bir tarafta. Kızıl tüf kayalara sahip olduğundan güneş batarken tam bir görsel şölen olabiliyor fakat bunun için güneş ışınlarının daha güçlü olması gerekiyor ki bizim şansımıza o kadar güçlü değildi. Fakat bu manzaraları güzel yapan diğer şey ise gün batımlarını şarap eşliğinde izlemek.
Şarap demişken üzüm bağlarının meşhur olduğu bir yerde tabi şarap evlerinde meşhur. Turasan’ın adı olmasına rağmen bizim favorimiz Kocabağ şarapları oldu. Özellikle kendi emir üzümlerinden yaptıkları “Emir Şaraplarının” tadı enfes.
Üzümden bahsetmişken bir de buraya özgü bir tattan bahsetmek istiyorum ki o da Köftür; bağ bozumunda üzüm şırasıyla nişastanın kaynatılması ile yapılan ve dilimler halinde kesilerek kurutulan yöresel tarihi bir tatlı. Yemeklerden söz açılmışken yemek konusunda aşırı zayıf bir yöre özel bir yemekleri yok. Eğer merak ediyorsanız testi kebabı var ama açıkçası bir numarası yok fakat sarmasını tavsiye ederim.
Seramik ve çömlek yapımı ilginizi çekiyorsa Avanos tam ana yeri. Avanos’a hem akşam gezmek için hem de gündüz müzeler için gittik. Avanos akşam ayrı güzeldi çünkü ışıklandırılan tarihi tahta ve taş köprüsünün altından geçen Kızılırmak şehre ayrı bir hava katmış. Gündüz ise Güray müzesi ve saç müzesini gezdik.
Güray Seramik Müzesi, özel bir müze olmakla beraber Türkiye’nin il ve tek yer altı müzesi.

Chez Galip yani Saç Müzesi, dünyanın en ilginç 15 müzesi listesine girmiş. Kavuşulamayan bir aşk hikayesi var. Zamanında Avanoslu çömlek ustasının atölyesine Fransız bir turist kadın gelir. Zamanla duygusal bir yakınlaşma olur ve sonrasında ülkesine dönmek zorunda kalan kadın kendisini hatırlatmasını için bir tutam saçından bırakır. Çömlek ustası bu saçı atölyesinin duvarına asar ve hikâyeyi duyan kadınlar kendi saçlarını da bırakmaya başlar. Oraya ziyarete gelen çoğu kadın gibi ben de saçımdan bir tutam müzeye bıraktım 😊 Her sene çekiliş yapılıp hediye verildiği için saçını bırakan kadınlar kişisel bilgilerini de yazdığı için içeride fotoğraf çekmek yasak!
Beni tanıyanlar bilir erken ve mutlu uyanmak benim için çok zordur hatta imkansıza yakın. Fakat gün doğumu balonların kalkışını izleyip gökyüzünde asılı kalmış gibi masalsı görüntülerine şahit olmak için kendi isteğimle altıda kalktığım için asla pişman değilim…

Ürgüp’ e yola çıktığımızda uğrayıp görülmesi gereken yerleri görüp Asmalı Konak’a gittik …
Paşabağı Vadisi, Rahipler vadisi olarak ta bilinmektedir. Çok önceki zamanlarda bölgede keşişler inzivaya çekilirmiş. Vadi yamaçlarından akan sel sularının ve rüzgârın da şiddetli etkisiyle tüflü yapıların aşınması sonucunda meydana gelen bu oluşumlar konik gövdelere sahipler. Tepe kısımları itibariyle bir çatıyı ya da bir mantarı anımsatıyor.


Zelve Vadisi, Kapadokya bölgesinde en uzun süre kullanılmış ve en eski yerleşim bölgesi. Hristiyanlık ilk olarak burada yayılmaya başlamış. Vadide birçok manastır, kilise ve yerleşim yeri bulunuyor. Hristiyanlık döneminin ardından Zelve Vadisi 1950li yıllara kadar köy olarak kullanılmıştır zamanlar insanlar bir süre kaya evler içerisinde yaşamış.


Devrent Vadisi, hayal vadisi adıyla da anılmaktadır. Biz vadinin içerisini zamanımız olmadığı için gezmedik ama çoğu insan içerisindeki peri bacalarını hayvanlara benzetiyormuş. Biz de arabayla vadinin kenarında durup deveye benzettiğimiz peribacasının resmini çektik. Sizce benziyor mu?
Üç Güzeller, İki büyük bir küçük peribacasının anne baba çocuktan oluşan çekirdek aile misali dizilimi, Kapadokya’da
Asmalı Konak, asla unutulmayan şarkıları, karakterleri, hikayesi ve replikleri ile konak dizilerini başlatan ve herkesi ekrana toplayan dizinin çekimlerinin yapıldığı yer. Asmalı Konak dizisi denilince aklınıza ilk hangi replik geliyor? Benim kesinlikle net resim sergisi sahnesinde Seymen’in Bahar’a “seni evine götürmeye geldim” dediği replik.

Eğer Ürgüp’e gittiyseniz ve de yükseklik korkunuz yoksa Ortahisar kalesine çıkıp manzaranın tadını çıkarabilirsiniz. Yükseklik korkunuz varsa benim gibi her defasında ineceğim ben ya diyerek ağlamaklı isyankar ve de sitemkar olabilirsiniz.


Kapadokya’dan ayrılmadan önce ise son olarak Derinkuyu yeraltı şehrine uğradık.
Derinkuyu Yeraltı Şehri, yeraltı şehirlerinin en büyüğü. Yeraltında zamanında nasıl yaşamışlar neler olmuş neler hissetmişler anlamak mümkün değil. Kısa bir süre bile yerin altında zaman geçirmek gerçekten çok zor bizler için. Bence herkes uyuduktan sonra şehir yıllar öncesine uyanıyor…
Eskişehir’e dönüş yolunda Aksaray’da bulunan Ihlara vadisine de uğradık. Uzun bir süre taş toprak içinde kaldığımızdan burası bize cennet gibi geldi.
Ihlara Vadisi, Hasan Dağı’nın lav püskürterek volkanik bir katman oluşturmasıyla başlayıp zamanla seller, rüzgarlar ve rotası vadi olan Melendiz Çayı’yla bu volkanik katman aşınmalara uğramış ve yerin tabanı derin bir şekilde oyulmuş. Çok fazla merdiven inilerek varılan vadinin basamakları önümüzdeki çocuklar ne kadar doğru sayamasa da 397 basamaktan oluşuyormuş. Burada çok fazla kilise var ve tabi biri hariç ziyarete açık olan hepsine uğradık o birine de artık yeter yürümeyelim dediğim için uğrayamadık …Alkın en son hayalindi çok istiyorduk geldik hadi her yeri görmelisin diye beni gaza getiriyordu ama benim yorgunluğuma inadım eklenince tabi ki gaz hiçbir işe yaramadı…O giremediğimiz kilise aklında kaldı değil mi sevgilim hadi itiraf et 😊


Kişisel not: İnsan hayallerini gerçekleştirdiğinde eve daha mutlu dönüyor.
Kişisel kişisel not : Aynı yöne bakabildiğin insanla yola çıkmanın tadı paha biçilemez.
Kişisel kişisel kişisel not : Gezdim gördüm sevdim ..