İçeriğe geç

İzmir’de Gün Batımı


Üç minik kadın çıktık yola hepimiz ayrı ayrı hikayelerimize ortak anılar eklemek için…

İç Anadolu’dan Ege’ye yolculuk…

İzmir otogardan servis ile kalacağımız otele gittik sevimli küçük yeni açılan butik bir oteldi merkeze yakın olması açısından bizim için uygundu …Odaya yerleşmeden önce yakın çevrede bulduğumuz bir yerde simit börek poğaça ve çay eşliğinde sabahın köründe gırgır şamata kahvaltı yaptık…Otele dönüp odaya yerleştikten sonra hazırlanıp kendimizi deniz kokan şehrin sokaklarına attık ki ne atmak …
Kitap fuarının olmasından dolayı ve otele yakın diye öncelikle fuara gittik ama o kadar çol sıra vardı ki o sıraya girmeyi göze alamadık Kemal Hamamcıoğlu’nu görmeyi çok istiyordum “ birini pencere kenarına çiçek koyacak kadar sevmek lazım” cümlesini yazabilecek bir adama çok nadir rastlanır..Fuarın bahçesinden çıkarken yanımızda küçük bir valizle bi adam geçti hala emin olmamakla beraber O olabilirdi ama bunu hiç bilemiycem…

Fuardan yürüyerek önce İzmir’e geldiğimiz belli olsun diyerek saat kulesinin olduğu meydana gittik orada gerekli her türlü fotoğrafı çekilip el falı bakmak gül satmak isteyen teyzelerden kaçarak kendimizi Kemeraltı çarşısına attık…

Kemeraltında dolaştıktan sonra oradan Kızlarağası Hanı’na gittik ama burdan çıkamadık Lay Lay’ın incik boncuk takı bakması karar vermesi ve alması saniyeler değil dakikalar değil saatler sürdü …Dilara ile açlıktan ölecektik ki “tamam bunu da alayım gidelim” dedi de kendimizi en yakın yemek yiyebileceğimiz yere atabildik…

Yemek yedikten sonra yürümek istemediğimiz için taksi ile tarihi asansöre gittik…Asansörü paralı sanıyordum halbuki günlük semt sakinleri için kullanılan bir araçmış ki cahilliğimden ötürü kısa bir süre kendi içimde utandım ama sonra manzarayı görünce geçti…Manzaraya karşı yorgunluk kahvelerimizi içerken sohbetin ve İzmir’de olmanın tadını çıkardık…


Oradan taksi ile cumhuriyet meydanına gidip Kordon boyunca yürüyüp Alsancak iskelesinden Karşıyaka’ya vapurla geçtik nasıl yorulduysak yolda deniz üzerinde uyumuşuz uyandığımızda en sevdiğim yerlerden birinde Karşıyakadaydık…

Biraz çarşıda dolandıktan sokakta müzik yapan grupları dinledikten sonra sahilde oturup midye yemek inanılmaz mükemmel birşeydi midyeci talibim olsa evlenirim ya da tüm maaşımı midyeye yatırabilirim benimkisi öyle bir aşk…


Midyelerimizi de yedikten sonra Alsancak’a geri dönerek biraz Kıbrıs Şehitler caddesinde gezip taze sıkılmış meyve sularımızı içerek otele geri dönüp erkenden tam kelimeyle bayıldık…Diğer gün erkenden kalkıp daha önce yazdığım Eski Foça’ya gittik akşam dönüşte Kordonda Deniz Atı adında bir kafeye oturduk yemek için …Yemekleri de güzeldi ama çalışanları ayrı güzel insanlardı …


Çocukluk arkadaşım cimcimim ve canım eniştem Selçuk ile İzmir’de görüşmemiz de ayrı bir tatlı olaydı ki tatil için gittikleri Alaçatı’dan bana Küçük Prensli kar küresi almaları efso hareketti mutluluktan ağlayabilirdim koleksiyonuma aldıkları anahtarlıkları hiç söylemiyorum…


Yemekten sonra minnak kızlar ve kızların arkadaşları ile 6.45 Kaybedenler Kulübüne gittik çıkan grup iyiydi (iki kişiden oluşuyor:)) ama sanırım çokta ruh halim oraya uygun değildi biraz oturduktan sonra oradan kalkıp kordonda dolaştık hava o kadar güzeldi ki hatta dilek feneri uçurduk ve biraz daha yürüyüp otele döndük fakat kapı önünde vedalaşmaya çalışan ama bir türlü ayrılamayan teyzeler gibi muhabbet bitmeyince Bornova tarafında bir kafeye gidip çay ve türk kahvesi eşliğinde soru cevap şeklindeki muhabbet sonrasında dağıldık…


23 Nisan sabahı İzmir’de olmak çok güzeldi daha da güzeli 2007 den bugüne hep yanımda olan uzaklıklara rağmen her görüşmemizde daha dün görüşmüşüz hissi ile kaldığımız yerden devam ettiğimiz canlarım ile buluşmam oldu… Akşam sefam ve de kedi gözlüm Serap’ım …Ve canımın canı Umut’um geçen zamanlarda aramıza katılan artı birimiz…

Üç gün dolu dolu güzel insanlarla güzel anılar biriktirerek geçti…Canım İzmir’im öyle güzelsin ki seninle kötü anılar yaşamak ne mümkün…En yakın zamanda yine yeniden görüşmek dileğiyle…

Buraya bir Deniz Tekin şarkısı önerisi koyuyorum yazıyı okurken dinleyin…
“İzmir’de Bir Gün Batımı”

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir