İçeriğe geç

Işıklarla ve Uğurlarla

Bu yazıya başlamadan önce biraz Seren’den bahsedeceğim. Seren Gün. Kendisiyle yüz yüze hiç tanışmadım ama çok uzun yıllardır takip ediyorum çünkü aynı yerden kanamış aynı yerden kabuk bağlamışız. Farklı şekillerde de olsa bir dal bulup tutunmuşuz. İyileşen yaralarımızın izi kalmış ama dışardan kimse görmediği için belki de aynı cümleyi kurmuşlar “iyi toparlandı”.

Tuana’ya yazdığı her yazıda olduğu gibi dün yazdığı yazıyı okurken yine kendim yazmışım gibi hissettim. Yarın 18 Şubat! On iki yıl önce gelen bir telefonla ben de valizimi yerleştirdiğim o küçük yurt odasında kaldım. Çok tuhaftı, ağlayamadım ama ruhum paramparça olmuştu. Çok uzun bir süre de hiç ağlamadım. Kabullenmedim. Yıllarca kısır yemedim. Numarasını başkası alana kadar mesaj atmaktan vazgeçmedim. Cümlelerimde geçmişe dair eylem kipi kullanmadım. O son fotoğrafını hep telefonumun ekranında taşıdım. Kimsenin gidişine dair konuşmasına izin vermedim. Arkadaşlarıma binevi küstüm. Şehir değiştirdim. Kaçtım. Yazmaktan kaçtım. Kendime itiraf etmekten kaçtım. Kabullenmem için beni ikna etmeye uğraştığı aynı rüyayı aylarca gördüm. Sesini unutmaya başladığım zaman koşarak açtığım videolarda kendime artık küçük görünmeye başladığımda yüzleştim; fotoğraflarda hep aynıydı ben ise değişiyordum. Damgasız, pulsuz gönderilmemiş ilk mektubumu yüzleşmem sonrasında yazdım. İşte o zaman asıl acımla da yüzleştim. Hiç ağlamadığım zamanların aksine her şeye ağlar oldum hala da durduk yere ağlarım ben de. Şimdi kolay gibi görünüyor olsa bile dönüşmem zor oldu. Ruhumun parçalarını onarmak için iyi’kilere sarıldım. İyi ki tanımışım cümlesini büyüttüm ruhumda. Ya hiç tanımasaydım, çocukluğumda elimden tutmasaydı yarım kalırdım, içimdeki dolmayan boşluğun sebebini arar dururdum. Fakat şimdi biliyorum o boşluğun sebebi sadece özlem.

Bu günler zor günler! Seren gibi benim gibi birçok insanın da hayatı bir yerde kaldı.Belki bir masada belki bir yurt odasında ya da bir cümlede, bakışta, kırgınlıkta, kapıda… Artık öncesi gibi olmayacak hayatlar. Keşke böyle olmasaydı, keşke dönebilme şansımız olsaydı kaldığımız yerlere. Ama mümkün değil. Eğer olsaydı bunun adı mucize olurdu. Fakat mucize beklemek yerine yaşıyor olduğumuzun bir mucize olduğunu unutmadan, keşkelere sığınmadan, ertelemeden yaşayalım. Çok zor biliyorum ama biz yaptık. Her koşulda tutunacak olan bir dal bulduk. Seren gibi ben de “yarası kendine saklı hayatı bir masada kalmış, yüreği acıyan, nefesi kendine fazla gelen herkesi tüm kalbimle kucaklıyorum “.

Tuana ve Sema’ya sevgilerle …

Işıklarla, uğurlarla Kız kardeşlerimiz

Kişisel Not : sevdiklerimiz hep o en parlak yıldızda.

“Işıklarla ve Uğurlarla” hakkında 1 yorum

  1. Hayat insana sunulmuş armağan acılarıyla sevinçleriyle insan olmanın gereği mutlu günlerin bol olsun
    Kayıplarımıza uğurlar olsun

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir