İçeriğe geç

Hoş Kal Yakışıklım

“Yaşam ne denli gecikirse geciksin, ölüm hep zamanında gelir — ölüm gecikmez.” diye yazmış Oruç Aruoba ne doğru bir cümle …

Yaşarken hayatı erteliyoruz bugün olmazsa yarın yarın olmazsa bir hafta sonra ya da bir ay sonrasına durmadan planlar yaparak hayatın içinde ölüm gerçeğini unutarak…Fakat öyle bir an geliyor ki yaptığın tüm planlar verdiğin tüm sözler konuşulan her cümle anlamını yitiriyor yitip gidenle beraber…
Her telefon konuşmamızda beni özlediğini çok görmek istediğini söyleyen büyükbabama hep aynı cümleleri söyledim “bende seni çok özledim iznim olunca geleceğim …” özlem bi’çare özleme dönüşürken artık izne de gerek kalmamıştı gelen haberle sonsuza kadar kaybettim O’nu…
On altı gün yoğun bakımda kaldıktan sonra daha fazla mücadele edememişti savaşacak gücü kalmamış bir kahramandı ve 24 Ocak günü saat bir sularında hepimize veda etti…Kendimi hazırladığımı düşünmüştüm zamansız gelecek telefona karşı ama hazırlandığım gibi olmadı annem beni tanıdığı için iş yerinden arkadaşlarımı aramış ne kadar yumuşatarak söylemeye çalışsalardı o benim babamdı benim hep yanımdaydı sadece büyükbabam değildi ve ben ikinci kez babasız kalmıştım yok sandığım çınar ağacımdı aslında itiraf edemesemde ve ben yine gölgesiz kalmıştım…Memlekete gitmem cenaze günü ve sonrasında üç gün süren dualar …Hepsini bazı boşluklarla beraber an be an tekrar tekrar yaşıyorum zihnimde ama toprağa kapanıp baba diye ağlayışım belki de önrümce hafızamdan asla silemeyeceğim bir kare olarak kaydedildi anı hafızama…
Hayatımda dolduramayacğım boşluklarla yürümeye alışmıştım aslında bir yenisini daha ekledim yine yürümeye devam edeceğim sadece nasıl dimdik tekrar duracağımı bulamıyorum belkide sonuna kadar acıyı yaşadıktan sonra farketmeden kalkacağım ayağa çünkü ben ananemin torunu annemin kızıyım ve büyükbabamın “benim kızım yapar her şeyi” dediği ay parçasıyım…
O kadar çok seveni varmış ki duyan geldi gelmek isteyip gelemeyenler aradı kimse tek bir kötü şey söylemedi hep aynı cümleyi duydum insanlardan “ asla kin tutmaz kızsa dahi herkesi affeder” o an bir kez daha O’na benzediğim için ve torunu olduğum için gurur duydum …Belki de bu yüzden gelen bir çok telefonda konuşurken ağlamamak için dudaklarımı ısırıp ellerimi tırnaklarken açtığım o numarada sesini duyunca ağlamam tüm gardlarımı indirmem boşuna değil …Boşuna değil aramaktan daha fazlasını yapmak isterdim ama elimden bu kadarı geliyor dediğinde yanımda olsa sarılıp tüm acımı O’nunla paylaşmak istemem…Belki de bu hayatta sevdiğim ve asla sevmekten vazgeçmem dediğim sadece iki erkek yoktur…Ya da bu hayatta kaç gündür durup durup iyi misin diyip sarılan benim de sarılabileceğim tek erkek yalnızca küçük kahramanım kalmıştır…kim bilir …

Hayat kısa kuşlar uçuyor ve ben kuşlarla beraber kendi yolumda senin öğrettiğin gibi yürürken seni de yanımda hissedeceğim hep bu böyleydi böyle kalacak…

Ve seni çok seviyorum yakışıklım hoş kal…

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir