
On beş numara günde beş altı kez düğmeye basıyordu. Sabah ekmeği ve gazetesi akşamsa çöpü yetmiyor gibi gün içerisinde ya kaloriferi çok ısıtıyor ya da zilinin otomatiği basmıyordu. Bir de apartmana tüyleri dökülen sevimsiz köpeğine ait istekleri hiç bitmiyordu.
Şimdi ne derdi vardı acaba bilinmezdi küçükhanımın. Babası yaşındaki adama Rıza diye seslenmeye hiç utanmıyordu. Bu yeni yetmelerin hepsi saygısız. Ana babası evini almış, dayamış, döşemişler anahtarını da okusun diye eline vermişler. Nasıl okumaksa artık her akşam Hande hanımın geleni gideni bitmiyor. Ah ah! Babam izin verseydi okumama ne apartman dairesinde ne başka şeyde gözüm olurdu. Hatta öyle ki her gün şehirdeki okula yürüyerek gidip dönmekten hiç yorulmaz, gocunmaz, yüksünmezdim. İlkokulu bitirdiğim günün akşamında babam gözlerini üzerime dikip “artık okul mokul yok, bana tarlada yardım edeceksin” dediğinde “peki” dışında tek bir kelime daha söyleyememiştim. Saçlarım aklandı, dişlerimin hepsi kaplama, belimdeki fıtık yeni yaşımın armağanı yani aynadaki beni tanımaz oldum ama hala peki dışında aksi bir cümle etmişliğim yok karşımdakine. Her şeye peki demekten pekinin sonuna bir de efendim ekleyip yıllar önce çocuklar okusun diyerek geldiğimiz bu şehirde meslek edindim kendime. Kapıcı derlerdi bizim oralarda fakat hanımlar beyler apartman görevlisi diyorlar burada. Apartman görevlisine ait iki oda bir mutfak dairemizde hanım ve çocuklarla yaşıyoruz. Çok şükür bize yetiyor. Kız üniversite oğlan lisede okuyor. Hanım da apartmanın evlerine temizliğe gidiyor. Tüm hayatımız Hayat Apartmanı olmuş bizim. Adı gibi kendi de güzel olaydı. İki gün önce asansör bozuldu. Kaç kere aradım ustaları hala gelmediler. Bacaklarımda derman kalmadı. Televizyonu çalışmıyormuş çatıdan bakıverecekmişim öyle buyurdu küçükhanım. Biraz daha bekleyiversin hele. Az şuraya oturayım da sabah temizlediğim merdivenlerde soluklanayım gönül rahatlığıyla. Televizyon izleyecek diye canımızdan olacak değiliz ya. Ah ah Rıza şurada canından olsan, hayatta ardından yasını tutan bir karın iki çocuğun kalır, Hayat Apartmanında ise iki bilemedin üç gün ah vah ederler dördüncü gün yeni birini bulurlar…
Kişisel Not : 10.11.21 tarihe ait dersteki kısa öyküm. Bir apartman görevlisinin iç sesiyle yazın öykünüzü biz o iç ses ile tanıyalım bu kişiyi dedi hoca.
Kişisel Kişisel Not : Aslında iç sesimiz eşittir biz değil mi?…Ne kadar biziz günlük hayatımızda, ilişkilerimizde?…Günün birinde herkes iç sesiyle konuşsa belki Dünya şimdikinden daha çıkarsız, yalansız ve iyi olur…