İkibinonbir yılının yazıydı üniversitenin bahçesinde oturmuş simit peynir ile kahvaltı yapıyorduk…tanışalı kısa bir süreydi ama iyi anlaştığımız kesindi konuşup duruyorduk ki gözüm bilekliğine takıldı…
Renkli özel taşlarla tek tek geçirilmiş harflerden oluşan ismin…çok güzelmiş dediğimde İzmir’de özel yapan bir yer olduğunu kendin renklerini seçerek yaptırdığını söyledikten sonra avucunu açıp bu da senin için demiştin…Avucunda duran bileklik miydi beni mutlu eden yoksa hala tanımlamak için kelimelerde zorlandığım sen miydin bilemiyorum…
Altı yıl geçti aradan hala her görüştüğümüzde aramızdaki bağın kaybolmadığını hissedebiliyorum…biz seninle hiç bir zaman doğru yerde doğru zamanda karşılaşamadık …hayatımızdaki gelgitler aşka bakışımız hayat tarzımız düşünülünce aynı ruha aynı karaktere sahip iki ayrı cinsiz belki de bundandır …
Ve sonunda hayalimizi gerçekleştirebildik ve karşılıklı bir rakı içtik…Her kadehte geçmiş var bakalım geleceğimiz nasıl olacak…
Canım benim beni benden daha iyi tanıdığın aşikar ve de benim seni belki de bu nedenle çok mutlu oldum bugün hele de o cümlene kim bilir belki bu sefer olur,olamaz mı olabilir…
Hadi Olimposa gidelim ?..