
Unutulmayan unutulması mümkün olmayan kadınlar tanıdım…Acıyı tanıyan aşkı bilen hayalleri olan kahkahaları yankılanan umudu tükenene kadar vazgeçmeyen güçlü kadınlar…
Onlar gibi olmak zordu çünkü onlar her şeyi uçlarda yaşayanlardı…
Sözlükte yer alan tanımlardan ibaret değildi aşk ve acı kelimeleri … Bu kelimelerin vücut bulmuş haliydim…aşkın bendeki hali farklı sendeki halinden … Ben yalın halini severim aşkın sonra sen oluşu ile bana dönüşünü…sense hep e halini sevdin sana dönüşünü sana aitini…acının ise den halini senden geleni sevdim çünkü sendin sana ait ne varsa bendim ama sense de halini tercih ettin bende kalışını ve de aşkı acısız alıp gidip tekrar yeniden baslayacak kadar tek başına somut bir kelime gördün…
Aşk ile acıyı aynı kalbe sığdırdı kadın gidenin arkasından…kısacık kestirdiği saçlarına baktı aynada sonra tüm hüznü barındıran ela gözlerine ardından dudak kıvrımlarına indirdi bakışlarını ve bir kahkaha attı boslukta yankılar sardı her bir yanı…
Yabancı bir şehrin kalabalık bir caddesinde adam ve kadın karşılaştı zaman ne zamandı…umudu tukenip vazgecen kadına adamının yanından gecip gidecek kadar kısa, aşkın acının tüm okları saplanan adama unutamadığı o yillar kadar uzundu o an…
Unutulmayan güçlü kadınlar tanıdım…zamanı geldiğinde vazgeçmeyi bilecek kadar cok seven güçlü kadınlar…her bir teli papatya kokan saçlarını kısacık kestirecek kadar acıyı vucunda taşıyan kadınlar…içlerinde bitmeyen savaşları olan tüm mutsuzluguna rağmen kahkahaları ile dünyaya başkaldıran güçlü kadınlar…aşk ile nefes alan acı ile büyüyen kadınlar…bir çınarın gövdesine sarildiginda tüm gardlarini indirecek kadar aslında güçsüz olan güçlü kadınlar tanıdım…hala içlerinde küçük bir kız çocuğu olan büyümemeye inat etmiş kadınlar… VE hiç onlardan biri olmak istemedim onlardan biriyle büyürken bile…ama şimdi dönüp baktığımda farkediyorum ki git gide anneme benziyorum afitap…