İçeriğe geç

Gözyaşlarının Tadı Farklı


Kumsalda yürürken gözüne çarptı kumun arasındaki deniz minaresi. Güneşin etkisiyle parlayan altın sarısı kumların arasına parmaklarını daldırarak avucunda tuttu. Gülümsedi çocukluğundaki gibi.

Deniz minarelerinin de bir hikayesi vardı ve hikayeleri bittiklerinde bir başkası ile buluşurlar onların hikayesine ortaklık ederlerdi. Buna inanıyordu. Bu yüzden her bir hikâye bitine kadar kendisine ortak olan deniz minarelerini günü gelip ait oldukları maviliklere bırakına kadar saklıyordu. Dün gördüğü rüyayı düşündü tekrar. Büyüklerinin dediği gibi eğer akan suya anlatırsa geçer giderdi. Deniz minaresini cebine koyup ayağındaki ayakkabıları çıkardı ve kumun önce sıcak sonra bastıkça soğuk şekilde ayaklarını sarmasına izin verdi. Bir süre bu şekilde ufka bakarak durdu. Sonra olduğu yere bağdaş kurup oturdu. Nereden başlayacaktı anlatmaya? Saniyeler süren ama kendisine saatler gelen ve hala gözyaşlarının tadını hatırladığı sadece o anı mı anlatacaktı yoksa en başa mı dönecekti? Dalgaların sesi ve iyot kokusu. Anlatacak belki de hiçbir şey yoktu belki de kelimelere dökülecek kadar değerli değildi artık. Bilinçaltının sinsi bir dışavurumuydu. Gerçek hayatta engel olunan ve yok sayılan duygulardı görülen. Sadece rüya. Sadece geçmişe dair bir hesaplaşma. Hiç olmayan ve olmayacak olana karşı bir başkaldırı. Hayali, hayaleti ve olmayan varlığı fakat hissettirdiği tüm duyguları ile kendi arasında son savaşı. Göz yaşlarının tadını hatırladı yeniden. Farklıydı çünkü sonunda bahar yağmurlarıyla sulanan tomurcuklara çiçek açtırıyordu… Çünkü baharı müjdeliyordu…Çünkü göğsündeki o son kuş özgür kalıyor, maviye kanat çırpıyordu…
Gördüğünü anlamlı kılacak kelimeleri yoktu. Bu yüzden bu sefer saklanacak tanıklık edilecek bir hikâyede yoktu. Cebinden çıkardığı deniz minaresini tüm gücüyle sonsuz mavinin derinlerine gönderdi. Fark etmemişti ama kumun üzerinde çıplak ayakları üşümüştü. Yaza daha vardı önce baharın tadını çıkarmalıydı. Ayakkabılarını giymeden önce ayağındaki kumları temizledi. Kulaklığını taktı ve elleri ceplerinde güneşe doğru yürüdü. Eğer atı olsaydı bir çizgi filmin son karesi olabilirdi. Arka fonda ise bir şarkı sanki dilimin ucunda….

Kişisel not: “Çünkü geçmiş hep en olmadık yere gizlenir…”
Müzik önerisi: Girlfriend in a Coma

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir