
Dostoyevski “Hiç olmazsa tek bir insanla, sanki kendi kendimeymiş gibi her şeyi konuşmak istiyorum” diye yazmış ama acaba böyle bir insanla karşılaşmış mı çok merak ediyorum çünkü bu mümkün mü emin değilim. (mümkün olduğunu biliyorum )
Birine bu kadar güvenebilmek , yargılanmadan dinlendiğini bilmek ,özünde olduğun gibi kabul görmek …Bu biraz aynaya karşı konuşmak gibi ya da duvara karşı. Aslında ikisi de yanlış hatta biraz sakar bir mecaz. Çünkü hayatında böyle biri varsa aslında şanslısın fakat somut nesnelerle yapılan bu benzetmeler karşındaki insanı yok sayıp, değersizleştiriyor . Burada kendi benzetmelerime bile kırgınım çünkü sanırım kendimi sansürsüz bir şekilde açmayalı birine yıllar oldu (zamanında mümkündü) Yağan o son damlayla kuruyup buhar oldu ettiğim itiraflar ve sonradan iyi bir dinleyici olmaya karar verdim. Başardım mı bilmiyorum kim bilir.
Birine güvenmek tamamen seçim. Bunu neye göre seçtiğini ise bence kalbin ile aklının ortak sesi fısıldıyor sana ve sonrası zaten hayatın akışına göre ilerliyor. İnsan her zaman kendine güvenen birine güvenecek diye de bir şey olmuyor bazı hikayeler tek taraflı ilerliyor sen geç fark etsen de yani sonuçta dinlediğinle kalıyorsun. İyi bir dinleyici olmanın kötü tarafı bir yerden sonra sadece karşı tarafın çıkarına, hazzına hizmet etmeye başlıyorsun. Konuştuğunda pozitif şeyleri alıp negatifleri ise kendi lehine döndürerek kabul ediyor ya da belki de hiç duymuyor hatta öyle ki gerçekten bazen seni “ duvar“ olarak görüyor ki duygularını anlamak yerine kendi mantığını dayatmaya çalışıyor Ve başarıyor. Ruhunun bir yanı sessiz çığlık atarken kulağına gelen o sesi dinlemeye başladığında fark ediyorsun sen aslında sen değilsin sadece oradasın. Görülmediğin değer görmediğin umursanmadığın önemsizleştirdiğin bir yerde sıkı sıkıya dayandığın duvarı yıkman gerektiğini hatırlamalısın çünkü Dostoyevski’nin özlemini çektiği o tüm insanlığın istediği güçlü bağ ilişkisi bu değil aksine bu günümüzün hastalıklı ilişkilerinden biri Ve artık biliyorum ne iyi bir dinleyiciyim ne de anlatıcıyım çünkü kimse kusura bakmasın ama ben biraz değiştim de aynı bakamıyorum. Bu değişim kime nasıl iyi ya da kötü gelir bilmiyorum ama umurumda değil çünkü bu yeni bencil halimi seviyorum. Değişmeyen tek şey ise mantığıma değil hislerime güveniyor oluşum çünkü biliyorum akıl ne kadar doğru karar verse bile kalp her zaman yaşadım dedirtir.
Öyleyse Yaşarken Yaşayalım…
Yıldızdakilere selam olsun…