Şehir meydanında kurulan hayvan pazarı geçen haftaya göre daha kalabalık. Hissediyorum bu sefer olacak.
Saat iki yönünde duvara doğru yaslanmış uzun boylu, kumral adamın yanına doğru ilerledim. Elindeki sigarayı söndürüp yanındaki sigaralığa attı. Koyu gri pardösüsünün cebinden sigara paketi çıkardı. Yeniden yakmasına fırsat vermeden son bir büyük adımla önünde durdum.
– Günaydınlar erkencisiniz bugün.
– Günaydın tanışıyor muyuz?
– Hayır henüz değil. Sabahın dokuzunda hayvan pazarında olduğunuza göre kendinize en uygun hayvanı seçmeye geldiğinizi düşündüm.
– Bu kanıya varmanızı sağlayan nedir?
– Tüm pazarı gören bu yerde duruyor olmanız. Tüm satıcıları gözlemleyip onlarla pazarlık edebilmek için bu duvar dibinden daha uygun bir yer olamazdı. Ayrıca fazla özgüvenli bakışlarınız ve belli belirsiz alaycı dudak büküşünüz ise kolay kolay bir hayvan beğenmeyeceğiniz fikrine kapılmama sebep oldu.
– Tüm yüzünüzü kaplayan şu siyah ve kalın gözlüklerinizin ardından bu kadar net ve doğru şekilde gözlem yapabildiğinize emin misiniz? Varsayalım ki tüm bu “yargılarınız” doğru, peki bana satmak istediğiniz benim ise sizden almak istediğimi düşündüğünüz bu hayvan nedir?
– Bir kanguru.
– Kan-gu-ru mu?.. Hiç güleceğim yoktu küçük hanım inanın sayenizde günüm daha iyi geçiyor. Bu keyifle bir sigara daha yakayım. İster misiniz ?
– Teşekkür ederim kullanmıyorum. Siz de bir sigara yakmadan önce kangurunuzu görmek istemez misiniz?
– Teşekkür ederim ama kanguru almak istemiyorum. Bu nedenle de benim olmayan bir kanguruyu görmek istemiyorum!
– Saniyeler önce gülerken şimdi sinirleniyorsunuz. Duygularınızdaki bu dengesizlik hayatınızdaki dengesizliklerden kaynaklanıyor olabilir. Konuşurken gözünüz, eliniz ve ayağınız devamlı hareket halinde. Odaklama sorunu da yaşıyorsunuz. Biliyor musunuz kangurular denge ve odaklanmayı temsil ederler. Dengelerini sağlamak için de kuyruklarını hep yukarıda tutarlar. Peki siz dengenizi sağlamak için ne yapıyorsunuz?
– Çok fazla konuştuğunuzu hem de küstah olduğunuzu söylersem ayıp etmiş olmam değil mi? Bir kanguru alacak olsam bile senden almazdım çünkü hiç güven vermiyorsun.
– Güvenmeniz için yapabileceğim bir şey yok. Birine güvenmek kişinin kendi sorumluluğudur. Kanguruyu görmek istemediğine emin misin? Senli konuştum ama bana hitap edildiği şekilde karşılık vermeyi severim çünkü aynı şekilde iletişim insanı yakınlaştırır. Yakınlaşmak ise tanımayı kolaylaştırır. Tanıdıkça da güven duygusu artar. Bunun sonucunda ise bir kanguru alışverişi meydana gelir. Yanılıyor muyum?
– Tanımak ve güvenmek istemiyorum çünkü kanguru iste-mi-yo-rum.
– Sadece bir fotoğraf.
– Sadece bir fotoğraf mı? Nasıl yani istesem hayvanı göremeyecek miyim!
– Hayır. Kanguruları doğal yaşamlarında yaşatmak için fotoğraflarını satıyorum. Size göstermek istediğim bu fotoğrafta ise kesesinden yavrusu olan bir değil iki kanguru var. Mükemmel değil mi?
– Dakikalardır bana fotoğraf mı satmaya çalışıyorsun?
– Bir fotoğraftan daha fazlası. Nesli tükenmekte olan bir canlının hayatını kurtarıp mutlu olmanı sağlamaya çalışıyorum. Bazen bir şeylere sahip olmadan da mutlu olabiliriz çünkü hayatta parayla sahip olamayacağımız şeyler vardır. Bir kanguru mesela.
– Bir kanguru mesela…
Kişisel Not : Her gün yazıyorum atölyesinde hocamız “absürt bir yazı yazalım” dedi ve konu olarak bir kanguru satmamızı önerdi. Satış konusunda pek iyi değilim sanırım ki hikayenin sonunu sizlere bıraktım. İyi okumalar.
Absurt örneğin nasıl da güzel öğüt verici hikayeye dönüşmüş yüreğine sağlık
Çok teşekkür ederim 🤗