Dünya olarak yeni bir yıla girmeye hazırlanıyoruz ama gerçekten yeni bir yıla hazır mıyız, bilmiyoruz.
Yeni yıl, umudu, heyecanı, mucizeleri çağrıştırsa da yaşadıklarımızdan öğrendiğim bir şey var; hayat bünyesinde her zaman pozitif duygular barındırmıyor. İnsanoğlu hep bir beklenti içerisinde. Beklentilerimizin karşılandığı kadar mutlu veya mutsuzuz. Bugün çok hoşuma giden bir cümle okudum “her şeyin en işlevli, en adaptif olanını almak zorunda değiliz “ Yani aslında yaşanılan her olayda bize iyi gelen, biz fark etmesek bile ihtiyacımızı karşılayan bir durum var. Bunu bilerek, beklentilerimizi düşürerek hayal kırıklığımızı aza indirebiliriz. Böyle düşünmek, davranmak ve yaşamak çok zor farkındayım hatta duygularını uçlarda yaşayan biri olarak bunu biliyorum. Fakat yavaş yavaş deneyimliyorum. Yaşanılanlar, olacaklar, kişiler, her şey bizim duygularımıza göre anlam kazanıyor. Deneyimlerimiz ve kodlamalarımız sonucu bir yargıya varıyoruz.
Küçükken zorla süt içirilen birinin sütten nefret etmesiyle, sabah akşam sütü severek içen kişinin hissettikleri farklı diye süt güzel ya da kötü olmuyor. Süt aynı süt değişmiyor, onu farklı algılayan bizleriz. Çok sevdiğiniz bir ülkeyi düşünün aylarca plan yapıyorsunuz ve uçuş günü geldiğinde teknik bir arızadan dolayı yolculuğunuz iptal oluyor. O an yaşadığınız öfke, hayal kırıklığı, mutsuzluk gibi duygular sizin beklentilerinizle doğru orantılı. Eğer bu yolculuk zorunlu, mecburi bir yolculuk olsaydı aynı şartlar altında uçuşun iptal olduğuna mutlu olacaktınız. Olay aynı fakat verdiğimiz tepkiler beklentilerimize göre değişkenlik gösteriyor. Aynı durum kişiler içinde geçerli. Bir arkadaş ortamında konuşurken hoşlandığınız kişinin telefonuyla ilgilenmesi sizin için üzücü, gurur kırıcı belki can yakıcı bir durum olabilirken aynı ortamdaki başka biri bu durumu normal algılamış hatta fark etmemiş bile olabilir. Bu olay o kişinin duygularını, karakterini, iyi ya da kötü biri olduğunu belirlemez. Bu sizin o kişiden beklentinize bağlı olarak sizde uyandıran duyguları ortaya çıkarır. Mutluluklarımızı hayallerimizi, korkularımızı, üzüntülerimizi, duy-gu-la-rı-mı-zı olaylara, insanlara, eşyalara, durumlara, mevsimlere, aylara… BAĞLAMAMALIYIZ!
Kimse için değişmeyeceğimiz gibi kimseyi de değiştirmeye çalışmadan olduğu gibi kabul etmeliyiz. Bize iyi gelen, o an bizim ihtiyacımız olanı kadarıyla gelir! Şarkıda da dediği gibi “beklentiler sadece üzer” Yeni yıl bildiği gibi gelsin vardır elbet bir bildiği ….
Bu gece beni rahatlatan bir yazı oldu. Yüreğine, kalemine sağlık. Şimdiden iyi yıllar.❤️🌹
Çok teşekkür ederim 🤗 iyi yıllar 🤩