İçeriğe geç

Assos

Pazar sabahı günübirlikçi olarak yola çıktık. Yol şarkılarımız İkiye On Kala’dan.

Ağaçlar bize baharın gelişini müjdelese de havadaki bulutlar yağmurun yağacağına işaret. Neyseki bu bulutlar bir süre sonra Kaz Dağları’nın arkasında kaldı ve bizi takip etmedi. Nereye bu sefer derseniz eğer Midilli adasını yakından gören yere yani Assos’a …

Evden kahvaltı yapmadan çıktığımız için ilk durağımız Kadırga Koyu oldu. Assos’a gelmeden önce zeytin ağaçlarının arasından gidilen güzel bir koy. Yaz mevsiminde çok kalabalık oluyormuş ama mevsimden dolayı kimse yoktu. Sahilde oturup önceden aldıklarımızı burada yedik. Osmanlı Dönemi’nde ordunun donanmasının üssü için Midilli Adası kullanılıyormuş. Savaş zamanlarında kadırgalar Midilli’den savaşa giderlermiş. Savaş dönüşü ise hasarlı olanları bu koya getirerek meşe ve kayın ağaçlarıyla tamir ederlermiş. Koyun adının Kadırga olmasının nedeni buymuş.

Zamanımız var orayı da görelim diyerek son an değişikliğiyle rotamızı öncelikle Babakale ’ye çevirdik. Burası Ayvacık ilçesine bağlı bir köy ve de Biga Yarımadası’nın en uç noktası. Buraya geldiğimizde arabayı köyün dışında bırakıp biraz köyün içinden yürüyerek kalenin olduğu yere vardık. Limanı ve müthiş manzarayı gören kalesi gerçekten güzel ama bence hepsi bu. Yani geldik gördük ama bir daha da gelmem. (Pelom kulakların çınlasın:))

Geri dönüşte önce Behramkale köyünün sınırında yer alan tarihi köprüye gittik. Tarihi Behramkale Köprüsü 14.yy. Murat Hüdavendigar zamanında Tuzla çayının üzerine inşa edilmiş. Köprüden araç geçmiyor sadece yürünebiliyor. Ayrıca köprüden bakınca Behramkale köyü de görülüyor. Köy antik şehrin içerisinde yer alan Osmanlı döneminde kurulan taş evlerden dar sokaklardan oluşan eski bir köy. Yeni bina yapılmasına izin verilmediğinden doğal yapısını koruyor. Burada yer alan seyir manzaralı yerlerden birinde dinlenmek için mola verip deniz manzarasına karşı kahvemizi ve çayımızı yudumladık.

Dinlenmenin ardından köyden devam ederek Assos Antik Kent’e müze kartımız ile giriş yaptık. Assos Antik Kenti, M. Ö 6.yüzyılda sönmüş volkanik tepe üzerine kurulmuş. Assos ismi antik liman kentinin adından geliyor. Heyelan tehlikesi olduğundan düzenleme yapıldığı için limana inemedik. Antik kentin yapımında işlenmesi zor olan fakat fazla dayanıklı olan andezit taşı yer almış. Bu sayede uzun yıllardır formunu koruyup günümüze kadar gelmiş. Kentin en güzel yeri bence tartışmasız Athena Tapınağı. Kentin en yüksek noktasında bulunan tapınak ismini Zeus’un kızı ve 12 Olimpos tanrısından biri olan Athena’dan almış. Bu sayede Athena şehrin koruyucu tanrıçası ilan edilmiş. Anadolu’da ilk ve tek olarak inşa edilen bu Dor düzenindeki tapınağın manzarası karşısında ise etkilenmemek ne mümkün.

Dönüş yoluna geçmeden son olarak Sokakağzı Koyu’na uğrayıp kısa bir yürüyüş yaparak evimize geri döndük. Sahil boyunca çok fazla kamp yeri ve pansiyon bulunuyor. Samimi ve salaş yerleri sevenler için güzel bir tatil yeri tercihi olabilir. Ayrıca bu koy Midilli adasına en yakın olan yer. Zamanında ada ile buradaki halk birbirlerine pazara gidermiş. Savaşlarla beraber zamanla bu durum yok olmuş. Nisan mevsiminde bir pazar günü yaptığımız günübirlik turumuzun böylece sonuna geldik. Başka gezilerde görüşmek üzere.

Not: Ünlü filozof Aristoteles bir süre Assos Kentinde yaşamış ve buraya bir felsefe okulu da kurmuş.

Kişisel Not: Antik Limanı gezemediğimiz için tekrar gitmeyi istiyorum. Ayrıca deniz sezonunda gidip koyların zevkini çıkarmak başka olur diye düşünüyorum.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir