Bazen geçmişe gidip bazı anları değiştirmek isteriz ama aslında biliriz ki o anı değiştirsek bile sonucunda yine bugünü yaşayacağımızdır.
Belki de buna rağmen o anı yaşamak istememizin nedeni günü unutsak bile anın hissettirdiklerini unutmadığımızdandır. Bazen ise geçmişe ait anları bugün yeniden yaşarız ki bu anda hissettiğimiz tam olarak şu şekilde özetlenebilir “bir kış günü bulutların arasından bir boşluk bulup kendini gösteren güneşin içimizi anlık ısıtmasının ardından yeniden bulutların arasında yok olurken gelen o soğuk ürpertidir “….Yaşanan her an sadece o ana aittir. Bugünü dünde dünü bugünde yaşayamayız…Her mevsim ayrı güzeldir bu yüzden ne yazın kar yağmasına alışkınızdır ne de kışın güneşin sıcaklığına aldanırız.
Mevsimler geçer, akrep yelkovanı kovalar, gece gündüz saklambaç oynar ve biz faniler sonunda hep yaptıklarımızdan değil yapamadıklarımızdan pişman oluruz. Çünkü yaptığımız her şeyin sonucu iyi kötü yaşarız fakat yapamadıklarımız hep kemirir bizi. Olmadık zamanda olmadık şekilde düşer aklımıza. Kimi zaman bir bakarız dünyanın en pozitif ama en hüzünlü cümlesini söylerken buluruz kendimizi “senin adına sevindim” …
Çok fazla şey değişiyor; yakınlar uzak, uzaklar yakın oluyor ama değişmeyen hisler var. İşte onların hatrına belki de açıyor kır papatyaları ve kim bilir belki onların hatrına bitmeyen güzel günlere dair umutlar…
Müzik Önerisi: İkiye On Kala “Bunca zaman sonra nasılsın?”
Önemli olan da bu değil midir zaten. Bizi biz yapan an’lara sadık kalarak ve saygı duyarak bugünü anlamlı kılmak ve yarına pişmanlık duymadan hazırlanmak