“Yanlış zaman” üzerine çok fazla film çekilmiş, roman ve şiir yazılmış, şarkı söylenmiş …
Tarkan’ın en sevilen şarkılarından Kış Güneşinde geçen “yanlış zaman yanlış insan tutunmak imkânsız bıktım yamalı sevdalardan” kelimeleri şarkının en can alıcı yerlerinden. Bir dönemin unutulmaz filmlerinden Kaybedenler Kulübü’nün favori repliklerinden biri “hayat yanlış zamanda yanlış yerde olmaktan oluşur.” Nazan Bekiroğlu’nun Mücella kitabında “kimi zaman her şey doğru olsa bile zaman yanlıştır” cümlesini okuruz. Orhan Veli “öyle bir havada gel ki vazgeçmek mümkün olmasın” mısralarını yazmış ve bu mısraları okuyan herkes hayatındaki yanlış zamanları düşünüp doğru zamanı hayal etmiş. İşte böylece insanların bahanelerini, mutsuzluklarını, vazgeçişlerini edebiyat ve sanat somutlaştırarak “yanlış zaman” kalıbıyla bize hediye etmiş ve sımsıkı tutunup buna sarılmamıza neden olmuş.İzlediklerimiz, okuduklarımız ve dinlediklerimiz, hatalarımızın, olduramadıklarımızın, kaçırdıklarımızın, pişmanlıklarımızın, olumsuz tüm eylem ve duygularımızın tek açıklaması olarak gördüğümüz bu kalıba sığınmamızı desteklemiş. Tek olmadığımızı bilmekse bunun doğruluğuna olan inancımızı körüklemiş. Peki hayatımızı pozitif etkileyen diğer her şey, yanlış zamandan bağımsız olarak nasıl doğru şekilde yaşanıyor bunu hiç düşünüyor muyuz? ( Bence hayır çünkü iyi şeylerin sebebini aramayız:))
İnsan bazı zamanları kitap arasına saklayıp unutmak isterken bazı zamanları bir şarkının nakaratı gibi dilden dile dolaştırmak istiyor. Aslında saklasan da dolaştırsan da hepsi senin, hepsi aynı zamana ait. (Yani yanlış ve doğru diye adlandırdığımız zamana.) Geçmişe ait güzel bir anını düşün. O anıyı oluşturan her bir ayrıntıyı yeniden gözünde canlandır. Şimdi o anın hemen öncesindeki hislerini hatırla. Çünkü olacak olan bir şeyin hemen öncesi o andan daha heyecanlı ve güzeldir. Hatırladığın bu ana ait zamanda hayatındakiler, fark etmeden yanından geçip gittiklerin, üzerine giydiklerin, bir arabanın açık camında gelen müziğin ritmi, kullandığın parfümünün kokusu, aynada gördüğün yansıman, geçtiğin kaldırımda uzanmış yatan kedinin mırıltısı gibi daha bir çok şeyin o anı yaşamanda etkisi var. işte bu yüzden o anlar sadece senin değil ve sen o anı yaşarken o zaman dilimi içerisinde belki de başka biri yanlış zaman diye değerlendirdiği bir an yaşıyor olabilir çünkü döngü hep bu şekilde tamamlanıyor. Günün sonunda ise herkes olması gerektiği yerde olması gerekeni yaşadığından yanlış ya da doğru zaman kavramlarına inanmıyorum. İnandığım ise tercihlerimizin doğruluğu ve yanlışlığı. Her insan tercihlerinin sonuçlarını yaşar bu nedenle zamanın bir sıfata ihtiyacı yoktur. Eğer geçtiğin yollar sonucu vardığın bu yerde mutlu değilsen gideceğin rotayı değiştirip zamanı kendine göre doğru hale getirebilirsin ama şu bir gerçek bugün okuduğun bir kitabın verdiği haz, yıllardır var olan ama bugün dinlediğin o şarkıdan aldığın tat, hep okuduğun aynı şiirin bugün sende bıraktığı o his başka bir zamanda aynı olmayacak. Çünkü zamanla beraber değişen asıl sensin!.. Yıllar önce aynı sokaklardan yanından geçtiğin, aynı ortamda bulunup belki de hiç tanışmadığın biriyle bugün tanışman da aslında zamanın yanlışlığından değil onun hayatında bugün olman gerektiğindendir. Kimin ne zaman ne için ne şekilde hayatına girdiğini bilemezsin ama hiç kimse amaçsız karşımıza çıkmıyor her şey olması gereken zamanda olması gerektiği şekilde ilerliyor bundan dolayı zamanın sıfatlarına değil de sen asıl yaşamaya bak!..
Kişisel Not : Şarkı önerisi Fatih Erdemci
“Ben Ölmeden Önce”