İçeriğe geç

Dönüm Noktası

İnsan ömrü dönüm noktalarından oluşur. Benim hayatımda da Eylül 2007, Şubat 2010, Temmuz 2012 gibi ve daha yazmadığım birkaç dönüm noktası var. Bugünün anlam önemine bağlı olarak sizi 2012 yılına götürmek istiyorum.

Mezun olmamın üzerinden yaklaşık sekiz dokuz ay geçmişti. Yeni mezun ve işsiz biri olarak 2007 de gelmiş olduğum bu şehirde daha fazla kalamayacağımı düşünüyordum, yanılmışım. Çaresiz memlekete dönüp farklı bir şekilde yoluma bakmaya karar vermek üzere olduğum bir gündü ki çalan telefonla hayatım değişti. Yapmış olduğum başvuru sonucu mülakata çağrıldım. O gün yaşadığım heyecanı ve mülakat gününe kadar geçmek bilmeyen günleri unutamıyorum. Mülakat günü asansörle yedinci kata çıkarken o asansörde üç yılımın geçeceğinden habersizdim. İnsan kaynakları departmanı şehir değiştirdiği için ilk görüşmemi çalışacağım departmanın müdürü ile yapmıştım. Bir saate yakın sohbet havasında geçen bir mülakattı. Sorgulayıcı değil tavsiye verici, ezen değil aksine sahip olduğum değerleri yükselten orta yaşlarda bir adamdı karşımdaki. Kendinden emin ne istediğini bilen ve heyecanıma ortak olduğunu fark ettirecek kadar da yönetici vasfının altında bir abi edasıyla konuşuyordu. Mülakatının sonuna doğru “sormak ya da söylemek istediğin bir şey var mı” dedi. O an kurduğum cümlelerin tüm adayların içinden kendisiyle çalışmamı sağlayacak cümleler olduğunu ise çok sonrasında bir konuşma esnasında kendisinden öğrenecektim. Şu an olsa o cümleleri kurar mıyım bilmiyorum ama o kadar genç ve tecrübesizdim ki sanırım bu duruma arkamı yasladım. “Sizinle çalışmayı çok isterim. Yeni mezunum, yeterli bilgiye sahip olduğumu düşünmüyorum ama öğrenecek kapasitede olduğumu biliyorum. Evet tecrübem yok ve siz yöneticiler hep tecrübesi olanı işe almak istiyorsunuz. Peki o zaman biz yeni mezunlar siz işe almazsanız o almazsa nasıl tecrübe edineceğiz?”

2 Temmuz 2012 tarihinde sonraki mülakat görüşmelerimi de tamamlayıp Eti’de Finansman departmanında işe başladım. Ve o zaman görüştüğüm ve bana üç yıl boyunca yeri geldiğinde abilik yapacak olan müdürüm Suat Bey ile çalışmanın ilk adımını attım. Suat Bey’den çok fazla şey öğrendim. Her müdür ve elemanı gibi yeri geldi tartıştık ama sonunda en son gününe kadar hep iyi olduk. Kendisi şu an artık o en parlak yıldızda ve de hep anılarımda.

Finansmanda geçirdiğim üç yıl boyunca hem işe hem hayata dair çok şey öğrendim. Eda, Deniz, İlke, Müge abla, Burkan ve Emre…Benim bu şehirde hem iş arkadaşlarım hem de ailem oldular. Hacı dayımı ise asla unutmam onun yeri de çok ayrıdır. İş hayatı öyle farklı bir hayatmış ki bazen kendimi bu hayatın içinde çok yabancı hissettiğim oldu. Zorlandığım, ağladığım, öfkelenip yapamıyorum deyip isyan ettiğim ama sonra başarırsın deyip kendi kendimi motive ettiğim milyonlarca zaman var ve eminim olacakta. Ama önemli olan iş değilmiş. İş yapılır iş yürür iş devam eder. Kişiye bağlı değildir. Önemli olan ekipmiş, bunu öğrendim. Eğer çalıştığın ortamda çalıştığın kişiler ile mutluysan özel hayatın da mutlu olurmuşsun tecrübe ettim.

Her şey güzeldi ama sanırım yaşımdan ve karakterimden dolayı öğrenmeye açtım ve daha fazla nasıl öğrenebilirim diye düşünürken Ağustos 2016 yılında rotasyon ile maliyet departmanına geçtim. Yeni bir departman yeni çalışma ortamı ve yeni bir iş. Şirket aynıydı ama her şeye yeni baştan başlıyormuşum gibi oldum. Annemin bir lafı vardır “Allah iyi insanlarla karşılaştırsın” diye. Ve ben bu duanın sonucunu hayatımın her alanında yaşadığım gibi iş ortamında fazlasıyla yaşadım. Ve ne şanlıydım ki yeni müdürüm ve benim de dahil olduğum maliyet ekibi ile birçok şeyi öğrenmem ve bu departmana adapte olman kolay oldu. Ekibe bir kız katılması bence güzel oldu böylece benim de birden iki abim ve üç brom olmuş oldu😊 Son beş yıldır ise hala öğreniyorum…Hiçbir şey aynı değil zaman geçiyor değişimler oluyor. Ama daha öncede söylediğim gibi ekip olarak iyiyiz ve en önemlisi bu.

Ve bugün şirkette sekizinci yılımı doldurdum. Özel sektörde çalışmak evet zor ama kolay olmasını istediğimi kim söyledi. Şanslıyım bunu biliyorum. Ve geçen bir yılda şunu da öğrendim ki kendi hakkını kendin savunduğun sürece elbet emeğinin karşılığını alacaksın…Kimseyle yarışım yok…Kendi yolumda kendi doğrularım ile ilerliyorum…Mutluluk denince akla hemen Eti’nin adı geliyor ve ben bunun bir parçası olmaktan bu mutluluğa ait olmaktan haz ve gurur duyuyorum…

Hayat neler getirir bilemiyoruz ama daha nice yıllara umuduyla…

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir