“Bu şehri sevmek için çok fazla nedenim var” diye düşündüm büyüleyici manzaraya bakarken mesela geride bıraktığım on bir yılım gibi…
Bu şehirde büyüdüm ben aslında düşününce on sekiz yaşında bir eylül günüydü hazana ve yeni hayatıma merhaba dediğimde…adı eski ama kendi asla eskimeyen her yerinde ayrı anılarım olan bu şehirde yaşadım ilklerimi en güzellerini de en kötülerini de…Ama bugün bu şehirde kötü anıların yerine iyilerini koymaya çalışıyorum ki gidenlerin ardından sevdiklerimle beraber yaşarken keşke değil iyi ki diyebilmek için…
İlk aşkım ilk hayalkırıklığım ilk aldanışım ilk kep heyecanım ilk işim ilk evim ilk kaybedişim ilk dansım ilk vazgeçişim bu şehrin sokak köşelerinden dönerken bir yerlerde saklı hep…tüm bunları yaşarken hayatıma girenler hayatımdan çıkanlar dün olup bugün olmayanlara rağmen bana arkadaş dost kardeş aile olanlar bu şehrin bana armağanları…
Bu şehirde tüm her şeye herkese bazen kendime rağmen her güneş doğuşu ve batışında kendi hayat hikayemi yazmaya devam ederken aslında hem korkup hem de hala umut yeşertiyorum…Ve ne güzel demiş Mevlana “bir yandan korkun bir yandan umudun varsa iki kanatlı olursun; tek kanatla uçulmaz zaten…”
Daha ne ilkler yaşayacağım bu şehirde kim bilir…Ama ne olursa olsun hepsi beni ben yapıyor gökyüzündeki pamuk şekerlere doğru uçmama neden olacak tüm her şeye varım bana hem nefes olacaklarla birlikte…
Not: Eskişehir…ne çok hikayen var içinde biriktirdiğin teşekkürler benim hikayemi de kabul edip yenilerini yazmama yardım ettiğin için …