Geçenlerde bir yazı gördüm çok hoşuma gitti kimin yazdığını bilmiyorum ama beğenenlerden birini tanıyorum…Tanımak değil belki de benimki tanımaya çalışmak …
Bir insanı en iyi nasıl tanırsın? Yolda mı yemekte mi?Alış verişte mi? Yoksa tatilde mi ?..
Bunların bir kısmına evet katılıyorum ama insanları en iyi hikayesinden tanırsın ve de kapanmayan yaralarından dolmayan boşluklarından…gülümsediği anlarda gözlerinde sakladığı hüzünlerden tanırsın…konuşurken kurduğu cümlelerin arasında bıraktığı eslerde dolduramadığı o susuşlarda tanırsın…bazende sadece sarıldığında bıraktığı o duyguda tanırsın…
Hikayesi hikayesine benzeyenler ancak bu şekilde tanırlar birbirlerini aynı yaranın farklı kabuk bağlamış halidir ruhlarındaki ve kimbilir kaç kez aynı yerden farklı zamanlarda kanatıp kanatıp iyileşmesi için çabalamışlardır…belki de tam olarak iyileşmek için sonuna kadar gitmemişlerdir hep yarım kalmıştır aynı okuduğum yazıda da dediği gibi …
“Dünya’yı bugünkü duruma getiren nedir bilir misin?
Yarım işler,yarım konuşmalar,yarım günahlar,yarım iyiliklerdir.
Sonuna kadar git be insan!..”
Sonuna kadar git be insan kim bilir belki başka hikayelerin olur bilmediğin ve belki de hiç bilemeyeceğin…