İçeriğe geç

Bir Öpücük

Bir akşamüstüydü. Gökyüzü turuncuyla gri arasında kalmış, sokak lambaları daha yeni yanmaya başlamıştı. Dar sokağın üstüne yağmur sonrası hafif bir serinlik çökerken ikinci kattaki küçük balkonun demirlerinden köpüklü sular aşağı damlıyordu.

Nilüfer ile Ali bütün günü evi temizleyerek geçirmişti. Şimdi sıra balkondaydı. Nilüfer yerdeki kovayı değiştiriyor, Ali camların dış tarafını siliyordu. İçeride eski bir radyo çalıyor, arada cızırtıya karışan bir şarkı duyuluyordu.
“Şu köşeyi de unutma,” dedi Nilüfer.
Ali güldü.
“Bu balkon senden daha titiz birini görmemiştir.”
Nilüfer başını sallayıp gülümsedi.
“Bir gün zengin olursak camları başkasına sildiririm.”
“Olur,” dedi Ali. “Ama yine başında durup nasıl yapılacağını anlatırsın.”
İkisi de güldü. O kısa kahkaha apartmanın eski duvarlarında yankılandı.
Ali’nin işi bitmişti kapıdan ıslak balkon zemini süpüren Nilüfer’i izliyordu.
“Bugün pazar,” dedi Nilüfer. “Kapıcı almayacak çöpleri sen aşağı indirir misin.”
“Ağızlarını bağlamayı unutma,” diye seslendi içeri fakat kapı çoktan kapanmıştı.
Ali merdivenlerden aşağı indi. Apartmanın ağır demir kapısını açınca serin hava yüzüne vurdu. Sokak sakindi. Uzakta bir simitçinin sesi duyuluyor, birkaç çocuk kaldırım kenarında top oynuyordu. Çöpleri kaldırımın köşesinde bırakırken Nilüferin sesini duydu.
“ Kediler poşetleri deliyorlar çöpler dağılıyor. Biraz ilerdeki çöp kutusuna atar mısın.” Başıyla onaylayıp tam yürümeye başlayacaktı ki sokağın sonunda bir kadın gördü. Kadın uzun koyu renk bir palto giymişti. Elinde eski bir çanta vardı. Topuz yaptığı saçlarından bir tutam firar etmiş gözünün önüne geliyordu. Çok yavaş adımlarla yürüyordu. Sokak lambasının solgun ışığı yüzüne vurunca Ali’nin adımları durdu. Çünkü onu tanımıştı.
Yıllar önce birlikte hayaller kurduğu kadındı bu. Gençliklerinin büyük kısmı çay bahçelerinde, yağmurlu otobüs duraklarında ve bitmesini istemedikleri uzun yürüyüşlerde geçmişti. Ali’nin kendisini bulduğu tek yer onun yanıydı. Ama hayat bazen insanları ayırmak için büyük nedenlere ihtiyaç duymazdı. Kadın bir gün son kez seni özleyeceğim diyerek Ali’yi öpmüş ve başka bir şehre gitmişti. Ali ise o günden sonra bazı şeylerin sadece hayallerde kalması gerektiğini öğrenmişti.
Ali elindeki çöpü atmış apartmana girmeden son kez kadına bakmıştı. Kadın da onu görmüş ve tanımıştı. Fakat birbirlerine ne bir selam verdiler ne de tek kelime ettiler.
Kadının gözlerinde ise üzgün ama soğuk bir ifade vardı. O birkaç saniyelik sessizlikte, yarım kalan bütün söylenmemiş cümleler vardı.
Bir pişmanlık.
Bir hayal kırıklığı.
Geç kalmış bir veda.
Yukarıda ise Nilüfer hiçbir şeyin farkında değildi. Balkonu temizleme devam ediyor, radyodaki şarkının nakaratını mırıldanıyordu.
Ali merdivenlerden çıktı. Kadın başını çevirdi ve yürümeye devam etti. İkisi de arkasını dönüp bakmadı.
Ali eve girdiğinde kadın ise gözden kaybolduğunda sokak yeniden eski seslerine döndü. Çocukların top sesi, uzaktan geçen bir araba, balkonlardan gelen tabak çanak sesleri…

Ali’nin içinde bir “ama” ,kadının içinde ise bir “keske” sessizliği kaldı.

Ali bir süre sonra derin bir nefes aldı eve girdiğinde Nilüfer hâlâ balkon demirlerini siliyordu.
“Neden bu kadar uzun sürdü?” diye sordu gülerek ve ıslak elleriyle sarıldı.
Ali kısa bir an durdu.
Sonra belli belirsiz gülümsedi.
“kedisiz yer aradım” dedi ve sarılmasına karşılık verdi.

Ve asıl hikayelerin yaşanılabilmesi için bazı hikâyelerin gerçekten konuşulmaya ihtiyacı olmaz bir öpücük ile bitebilirdi.

Kişisel Not: “Her ev bir hikaye iken bazen evlerin dışında da hikayeler yaşanıyor.bir evin camından ya da balkonundan baktığınız da o sokakta neler oluyor” sorusuyla gelen bir mini hikaye.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir